28 Temmuz 2010

yeni hayat

Bir düşünsene kendince, kısır ötesi hayal insanı bile olsan, bir kaç anti-depresan hayal iyi gelir. Örneğin bir iş tutsan kendine, şöyle 657 sinden takım elbiseli, 3 maymun olsan and the oscar goes to your ass olsa. Sabah kalksan, kalan dişlerini fırçalasan ve taksitleri hiç bitmeyecek kredilerle aldığın külüstür arabana binip John Lee Hooker dinleyerek işine gitsen. Hiç bir iş arkadaşınla samimi olmasan, kendini tanıtmasan, yaptıkları ve yapabiliriteleri olan hiç bir toplumsal aktiviteye katılmasan. Bazı günler bir Kavaklıdere alsan, gecenin sürprizini yapsan. Cumartesi ve pazarın olsa en kutsalından, havra ya da kilise olmadan. Kutsal cumartesinde yaptırdığınız lahmacundan annene de bırakıp gelsen, pazar pikniğe gidebilsen sarman kedinizi de alıp. Bir gün sadece ikamet etmediğin, huzur da bulabildiğin bir evin olsa, tüm komşulara kapalı ama tüm dostlara açık. Belki bir gün eski çocukları yakalasan, şu mazide kalmış rock parçaları yeniden çalsan, stüdyoda terlesen, ilk kez birinci el bir elektro gitarın olsa, otursan adam gibi sadece müzik yapmak için çalışsan. Belki kimbilir sahneye bir kez daha hatta bir kaç kez daha çıkabilsen, insanlarla birlikte "güneşimden kaç" diye bağırabilsen, bateristle birlikte yeniden yeniden başlayıp yeniden yeniden bitirebilsen. Bir kez daha hatta bir kaç kez daha gülümseyebilsen, o anlarda hep zamanı durdurabilip yaşlanmasan, yaşlarının alıp götürdüklerini ondan çalıp kaçsan, nasıl olsa seni bulabileceği bir hüzün anına kadar ondan saklasan.
Bir yağmur olsa, sadece hafifçe yağsa, serinlik çökse bedenine, ıslansan saklanacak bir yer aramayacak kadar.
Güzel olurdu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder