15 Şubat 2012

bir özlemdi yaşamak

Ara sıra düşününce gerek çocukluğuna gerek geri dönmeyi pek de düşünmediği vatanına ve gerekse ailesine özlem duyuyordu. İlk geldiğinde çok zorlanmıştı buraya. Çünkü sadece bir memleketin dilini bilmekle bitmiyordu iş. Yaşamlarını öğrenmeliydi, alışkanlıklarını, zaaflarını, sevinç ve de üzüntülerini... Psikoloji hastalıktı, insan hastalığı, insanların davranışlarının nedenine, niçinine takıntılı hale gelmiş bir hastalık. Ama olsundu, abisi gibi yaşamaktansa en azından yere daha sağlam basan bir hayatı olacaktı. Ne kadar sağlam basarsa bassın gün gelip de kayacak olan ayakları düşünmeyecek kadar da gençti. İki yıl önce ağabeyi evi terk edip de o çatı katına taşındığında karar vermişti daha da uzak bir yere kaçmaya. Önceki zamanlarda da ağabeyini geçmeye çalışmıştı vesselam. Pek başardığı söylenemezdi, aldığı takdir ve teşekkürler dışında. Kitaplarla arası oldu olası iyiydi ağabeyinin aksine, ama yine de bilişsel jargonuna yeni eklediği her şemanın ağabeyi olacak mağara adamı tarafından daha önce keşfedilmiş olmasına hep hayret ederdi. Anne babasına kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmişti hep, ve hep istemişti onların kendisiyle gurur duymasını... Bu nedenle buradaydı. Uçaktan indiğinde kafasında ne yapacağına dair en ufak bir fikir yoktu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder