<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618</id><updated>2011-12-31T22:40:25.500+02:00</updated><category term='gelişme'/><category term='başlangıç'/><category term='gıcık oldum'/><title type='text'>domatesya</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-4412015502633612921</id><published>2011-12-31T22:35:00.000+02:00</published><updated>2011-12-31T22:35:52.393+02:00</updated><title type='text'>eski yılı geride bırakırken</title><content type='html'>hayatımda kaç tane daha yılbaşı olacak bilmiyorum diğer insanlar gibi. elbette özel bir gün, çünkü insanoğlu bu güne göre süresini belirliyor hayatının. belki kutlayabileceğimiz 60 tane oluyor belki 40 belki 20 kim bilebilir ki?&lt;br /&gt;özellikle yeni yıla en az 2 ya da 3 kez tuvalette girdiğim için ufak bir pişmanlık da duymuyor değilim şu anda. belki de bir kaç yılımın tamamen boktan geçmesinin sebebi, yıla nasıl girersen öyle geçeceği geyiğiyle paraleldir.bu yıla sevdiklerimden ayrı girmenin bir huzursuzluğu da yok değil hani. her neyse yeni yıl güzel olsun. mutlu olalım, sağlıklı olalım inşallah.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-4412015502633612921?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/4412015502633612921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/12/eski-yl-geride-brakrken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4412015502633612921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4412015502633612921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/12/eski-yl-geride-brakrken.html' title='eski yılı geride bırakırken'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5332037615941402924</id><published>2011-10-01T22:39:00.001+03:00</published><updated>2011-10-05T21:39:48.239+03:00</updated><title type='text'>özgürlük yolunda</title><content type='html'>Elleri dolu şekilde çıktı 19 yıldır yaşadığı evden. Gerisinde bıraktığı odası, anne ve babası ışık hızına yakın bir hızda aklından çıktı. Sadece "Keşke bir elim boşta olsaydı, sigara yakabilirdim" diye düşündü. Biraz yürüdükten sonra yağmur başladı. Ayrılıklarda hep gelirdi bu Özgür' ün başına. Halbuki babası söylediğinde dalga geçmişti. "Olur mu canım öyle şey " demişti. Ama babasının haklı olduğunu görmek onu üzmemiş, aksine mutlu etmişti. İlk damlalar üzerine düşerken bu eylül akşamında bir gülümseme gelmişti yüzüne. Hızlanmaya başladı, böylece ana yola çıkıp bir an önce taksiye binecekti. Kendisi yağmuru severdi ama taşıdıklarının geleceği adına hızlandı. Eşyalarını yerleştirdikten sonra taksiye bindi. Şoföre "Merhaba, barlar sokağı" dedi. Başka da bir diyalog olmadı. Sadece radyodaki ses vardı. Ümit Besen söylüyordu "Okul Yolu" nu. Özgür' de okul yolundaydı. Hem akademik anlamda, hem de hayatın tam kendisi adına. Özgür taksiden indikten sonra kendi yaşının iki katından kaç fazla olduğunu bilemediği apartmanın merdivenleri tırmanmaya başladı. Sonuna kadar tırmandı, hayatın bundan sonrasında hep yapacağı gibi. Kapıyı açıp içeri girdi. Daha önceden bir şeyler almıştı ev için. Yaklaşık bir aydır uğraşıyordu çatı katını yaşayabileceği bir yer haline getirebilmek için. Işığı açtı. Oda aydınlandı. Oda duvarlarının tamamına yakını posterlerle doluydu. Yarı çıplak Axl Rose ve yanında neredeyse tam çıplak Slash ile başlıyordu poster yığını. Daha sonra ağzında sigarasıyla Jimy Page ve yanında Robert Plant. Ian Gillan ve Ritchie Blackmore dan &amp;nbsp;geriye sadece biraz mor kalıyordu. Annesi de mor rengi çok severdi, çalışma odasını mora boyatmıştı. Yerde yıllanmış parkeler ve sayısı kırkı bulan bira şişeleri vardı. Şişelerin biraz ilerisinde üzerindeki "r, h ve l" harfleri düştüğü için Ma.s.a.l yazan büyük bir gitar amplifikatörü, arap saçına dönmüş kablolar ve sayıları onu aşan gitar pedalları tabiatlarının tam zıddına sessizce duruyorlardı. Bu küçük bir servet değerindeki tesisatın biraz ilerisinde masaüstü bilgisayarı ve yan duvarın önünde de annesinin "Mutlaka okumalısın" diyerek verdiği Özgür'ün hemen hepsini bir takım sebeplerle yarıda bıraktığı iki yüze yakın kitabın doldurduğu bir kitaplık vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Özgür kendi yaşamının idaresini kendi eline almanın keyfi içinde “Bir bira açayım da keyfim iyice yerine gelsin” diye düşündü. Sadece düşünmekle kalmadı, kalktı mutfağa yöneldi, dolabın kapısını araladı ve soğuk şişeye ulaştı. Havalarda soğuyacaktı ama bugün değil… Sigarasıyla beraber içine “Yok” luğu da çekti. Annesinin yokluğunu, babasının yokluğunu, odasının yokluğunu. “Kardeşinin yokluğunu” ise fark etmedi. Zaten yoktu. İleride bir gün nasıl olsa tamamen yok olacaktı. Kafasını gömdüğü kitaplar ile muhtemelen o da kendi yokluğunun kitabını yazacaktı. O kitabı okumaksa Özgür’ün sorunu değildi. Tıpkı diğer yarım bıraktığı kitaplar gibi. Huzur mu duymalıydı yoksa rahatsız mı olmalıydı, karar veremedi. Ne de olsa bir şeylerin başlaması için dengelerin alt üst olması gerekirdi. Biraz cesaret ve biraz umut ile herhangi bir toplumsal hiçe doğru ilerlemek yaşının gereklerindendi. Özgür gerekeni yapmıştı. Etrafındaki insanlar ile pek sıkı fıkı olmayı sevmezdi. Çünkü yanına yanaşanların çoğu onun bulunduğu ortamlardaki popüleritesinin yan ürünleriydi. Kızlı erkekli yan ürünler. Hissetmedikleri duyguları hissediyormuş gibi davranan, her şeyin en iyisini ben bilirim havalarında, üstüne üstlük hayatın gizemini çözmüş gibi görünen onbeşinden yirmibeşine bir sürü. Öyle gaza gelmişler ki sabah olunca tanımadıkları birinin yanında çırılçıplak uyanmak ya da kollarında bir serum parçasıyla herhangi bir sahte cennetin dibini boylamak onlar için işten bile değil. Özgür ise müzisyen çocuk, sekste yapılacaksa, damara iğne de çakılacaksa müziksiz olmuyordu işte. Birileri müzisyeni oynamalı, diğerleri ise kendi boklarını yuvarlamaya devam etmeliydi işte. Özgür bu ortamlara rağmen kendini tutmayı becerebilmişti. Oysa her seferinde kendine de ikram edilmişti hem bedenler hem de envai çeşit kafa yapıcılar. Özgür bunlara yanaşmadığı için bir süre sonra farklı farklı yüzlerin içinde farklı farklı yerlerde buluyordu kendini. Bardaki program nedeniyle yeni insanlar tanımak gibi bir derdi yoktu. Aslında sadece ismi değişen bu hayatlar pek de yeni sayılmıyordu geçirilen bir iki geceden sonra. Etrafındakilerden bazıları Özgür’ün karşı cinse olan mesafeli yaklaşımını bazen hemcinsseverliğe yoruyordu. Fakat yordukları ile kalıyorlardı. Çünkü Özgür’ün “aşk” ı aradığını er ya da geç anlıyorlardı. Özgür aşkı bulacaktı, bulmakla kalmayıp kaybedecekti de. Bu da aşkın varlığının en büyük kanıtı olacaktı ileride. Çünkü olmayan bir şey kaybolamazdı. Özgür yedinci birasının ve onyedinci sigarasının sonuna geliyordu. Gece sabaha dönüyordu. Uykusu gelmişti, uyuyacaktı. Yarın gece yeni bir barda başlayacaklardı çalmaya…&lt;span&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5332037615941402924?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5332037615941402924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/10/ozgurluk-yolunda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5332037615941402924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5332037615941402924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/10/ozgurluk-yolunda.html' title='özgürlük yolunda'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-6231091318190193843</id><published>2011-09-30T14:11:00.002+03:00</published><updated>2011-09-30T14:24:52.227+03:00</updated><title type='text'>ton dışı 2</title><content type='html'>O sabah yine tek düşünce vardı zihninde. "Çocuklar ne yapıyorlar acaba?" diyordu her gün açtığı dükkanın kapısını açarken. Ne de olsa babaları olacak deli bunu düşünmezdi. "Kaçığın teki" dedi dilinin ucuyla kendi bile duymayacağı şekilde. Kapının kilidi açıldığında sarman kedi uykusundan uyanıp tüm mahmurluğuyla eşiğe kadar gelmişti. Tabiatı gereği sahibesinin bacaklarına sürtünüp "kahvaltıda ne var?" sorusunu yine kendi dilinde "miyav" şeklinde sordu. Sarman kedi sahibesinin diğer kedileriyle birlikte evde yaşamaktansa, kitaplarla birlikte uyumayı tercih ediyordu. Hem dükkana sahip çıkıyordu geldiği günden beridir. Günde bir iki kez dükkandan çıkıp şöyle bir volta atıp tekrar kitapların arasına dönüyordu. Sahibesi sarmanı ilk kez görüyormuş gibi sevindi yine, elindekileri masasına bırakıp dizlerine yatırıp sevdi kıl yumağını. Daha sonra birlikte kahvaltı ettiler. Sahaf kahvaltı sonrası bir yandan çayını yudumlayıp öte yandan gazetesini okuyordu. Sarman kedi sepetine kurulmuş vücuduna günlük bakım uyguluyordu.&lt;br /&gt;Yıllarını kendi çocukları olmayan çocuklara adamıştı. Altına işeyen, her düşündüklerini ulu orta bağıra çağıra dile getiren, sınıfa ilk girdiklerinde "ben annemi istiyorum" daha sonrasında "ben şunu istiyorum, ben bunu istiyorum" diye hüngür hüngür ağlayan çocuklar. Annelerinin tek derdi onları satıp dedikodu ile dopdolu rahat bir gün geçirebilmek olan çocuklar. Öğretmenlik bir nevi emanetçilik gibiydi. Önemli farkı ise emaneti bırakanın emaneti geri almaya geldiğinde bıraktığından fazlasını istemesiydi. Ne de olsa okul eğitim için vardı. Çoğuna göre okul dışı eğitimin bir anlamı yoktu. Yaptıkları her iyi davranışı kendilerinden, her eksikliklerini de okuldan, öğretmenlerden biliyordu çoğu. Yıllarca emanetçilik yapmaktan yorgun düşmüş bir bünye ile kendi iki çocuğuna da yetişmeye çabalamıştı. Neyse ki babaları olacak adam da bir emanetçiydi. Dolayısıyla yıllarca çocuklarını birbirine emanet etmişler, ortaya çıkan iyi ya da kötü huylarını da başka emanetçilere yüklemekten geri durmuşlardı. Kendilerinde aramayı bilmişlerdi iyi ya da kötü sayılan davranışların sorumluluklarını. Biri müzikle ilgilenmiş, kendince bir yol çizmişti. Hiç satmayacağını bildiği albümler yapmak, hiç kimsenin umursamadığı, üzerinde düşünmediği sözler yazmak, müzikle ilgilenen birileri dışında pek de kimsenin algılayamayacağı melodiler yazmak başarı(sızlık)ları arasında sayılabilirdi. Babaları olacak adam küçük yaşta ikisini de zehirlemişti. Kendi hayallerini oğlunda ve kızında yaşatmak istiyordu. Oğlu bu oyuna gelmişti fakat kızı daha farklı düşünmüştü. Özgür' ün yazdığı sözlerde ve çaldığı melodilerde bu hayallerin izi vardı. "Babam anlar" diyordu, gülümsüyordu ve kafasını tekrardan notalara gömüyordu elinde gitarıyla, kül tablasında sigarasıyla ve de bardağında birasıyla. Konservatuvarda okuyor, barlarda çalıyor, ve kendine ait çatı katında hayatını sürdürüyordu. Okulu kazandığını öğrendiği gün anne-babasının karşısına çıkıp; "Sizi bundan sonra sadece görmek istediğim zaman görmek istiyorum, siz isterseniz arada bir beni ziyaret edebilirsiniz. Kendime tek kişilik bir hayat kurmayı düşünüyorum, taşınıyorum." demişti. Elinde bir valiz ve gitarıyla çıkıp gitmişti ismine yakışır şekilde. Anne ve babası ise sadece bakmışlardı arkasından. Babası olacak adam arada bir parası var mı yok mu diye, annesi ise özlediğinden birkaç kez ziyaret etmişlerdi çatı katını. Bu ziyaretleri sırasında oğullarının bir sıkıntısı olmadığını görüp, mutlu olmuş ve sonrasında ziyaret sıklıklarını iyice azaltmışlardı.&lt;br /&gt;Diğeri ise psikoloji eğitimini daha da ilerletmek adına yurt dışına gitmiş, birkaç yıl sonra kolunda bir yabancı ile gelmiş, bir çırpıda o yabancı ile evlenmek istediğini söyleyivermişti aynı salonda ve ağabeyi ile aynı kararlılıkta. Aile büyüklerinin de tepkisi hemen hemen aynı olmuştu. Yani koca bir "hiç". Bir hafta kadar misafir ettikleri yabancının adı, işi ve yaşı dışında tek soru sormamışlardı. Daha sonra mutlu görünen kızlarını ve müstakbel damatlarını uğurlamışlardı havalimanından havada sallanan elleriyle, besledikleri umutlarla ve özlemleriyle. Adını koyarlarken belki de hata yapmışlardı Özlem'in.&lt;br /&gt;Sahaf günlük rutinine dönen gazetede yeni bir köşe yazarı keşfetti. Başlığı "teşekkürler öğretmenim" idi. Günün 24 Kasım olmaması nedeniyle ilgisini çekmişti yazı. Okudu, okudukça heyecanlandı, sevindi biraz da. Son satırlara doğru kendi adını görünce gülümsedi, köşe yazarının bir zamanlar altına işeyen, bağırıp çağırıp ağlayan halini anımsadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-6231091318190193843?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/6231091318190193843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/ton-ds-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6231091318190193843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6231091318190193843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/ton-ds-2.html' title='ton dışı 2'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5678395272914503986</id><published>2011-09-29T21:49:00.001+03:00</published><updated>2011-09-30T14:28:08.064+03:00</updated><title type='text'>ton dışı 1</title><content type='html'>" Neden ?" diye başlayan öze dönük debelenmeler içinde örnek olmama kaygısıyla, bugüne dek örneksiz yaşanmış bir hayatın tüm yükü sırtında, gözlerinde akşamın geceye geçmekte olan güneşin solgun kızıllığı ile, bıkmadan usanmadan çekiyordu ağlarını umutla. Belki yine hayat incecik, hiç şaşmaz hesaplarını yapacak, bir ademoğlunu dahi doyurmayacak sayıda balık çıkacaktı denizden ama yine umut vardı... Umut ki yer yer boğazda düğüm, göğse bir yumruk, ayağa bir çelme veya tıraş bıçağının yüzünde bıraktığı sabah ki çizik... Hala bir direniş vardı, sonucu görünceye kadar, ağın tamamı denizden çıkıp da altındaki son damla geldiği sonsuza geri dönünceye kadar. Delirtiyordu umut, bir midenin dolması kadar önemsiz bir mevzuda dahi olsa... Belli ki bozacağı sinirleri karıştırmıştı. Bu sonsuz gibi görünen, gittikçe maviden siyaha dönen bu önemsiz enlem-boylam kesişmesinde yine kendi kendineydi balıkçı ve boşa yakın çekmekte olduğu ağı. Bu akşam rakı yoktu, sadece balık vardı tekir kediler ile birlikte yenilecek olan ve daha sonrasında hemen hiç uyunulmayacak, düşüncelerle, geçmişin gölgeleriyle geçirilecek, asır ağırlığında bir gece daha... Bu kadar ucuz muydu yaşamak veya bu kadar pahalı mıydı ölmek? Hiç bilemedi, çok düşündü zamanında, o zamanlarda bulamadı. Hayatı bu düşünce ile geçti dense yeriydi. Düşünce kaldı ama hayat geçti işte. Yaş elliyi, dolayısıyla geçilebilecek tüm yolun yarılarını geçmişti jet hızıyla. Hiç birikimi yoktu, hayal kırıklıklarını, beyazlayan saçlarını &amp;nbsp;ve kedileri saymazsak...&lt;br /&gt;Son çektiği kürek olmadığını bile bile son gücüyle çekiyordu kürekleri kuma doğru, kumun üzerinde iki yıl kadar önce inşa ettiği yalnızlığına doğru... Rüzgarın ve bulutların doğurduğu hemen her hava muhalefetini misafir etmekten hiç çekinmeyen dört tarafı ve üstü yamalıklı yalnızlığına. Mutlu olmak bir tanıma büründürülebilseydi eğer " suya olan tüm ön yargılarına rağmen kedilerin toplanabilmesiydi bu yalnızlıkta", balıkçıya göre... Derken her şey yanaşmıştı ait olduğu yere, gün geceye, kayık sahile, balıklar ateşe ve balıkçı da yalnızlığına...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5678395272914503986?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5678395272914503986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/ton-ds-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5678395272914503986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5678395272914503986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/ton-ds-1.html' title='ton dışı 1'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3375543530860518534</id><published>2011-09-23T14:44:00.000+03:00</published><updated>2011-09-23T14:44:47.990+03:00</updated><title type='text'>biz ötekiler ve nefret</title><content type='html'>siz ve biz yapanları hiç düşünmedik, düşünmeyeceğiz de... önemli olan ayrışmaktı, birilerinin karşı tarafta olması, kinin ve nefretin kusulabileceği herhangi bir hedefin var olması ne kadar da rahatlatır bünyeyi. hep kızdığında sövecek birilerinin olması, biz olmayan ötekilerin bizce boş beleş, kafasız, geri zekalı, günümüz söylemleriyle anti-demokrat olması... biz kesin haklıyız ötekiler ise sadece kendi çıkarlarını düşünüyorlar, biz ise ötekiler gibi değiliz, farklıyız. o kadar farklıyız ki şu an ne olduğumuzu kendimiz dahil hiç bir genetikçi veya kültür bilimci açıklayamaz... olmak istediğini olamayan diğer bir kaç milyar insan gibi uzağız hayallerimize... erkek milletinin daha kuvvetli olduğunu kanıtlama takıntısı bin yıllar öncesinden gelen... daha büyük kaslara, daha yakışıklı bir surata, daha pahalı ve gösterişli evlere, daha hızlı arabalara, daha güzel kadınlara sahip olma için verdiği mücadele... kadın milletininse bunlardan "güzel kadın" dışındakilere sahip olanlardan en irisini kapmak ve bir an önce boynuna ip geçirmek amacıyla verdiği mücadele... işte bunlar aslında insanları rahat bırakmayan... ama biz bunları itiraf etmek yerine, kutsal(!) amaçlar arkasına sığınaraktan çoktan farklı olduğumuza inanmış, inandırılmış, gaza getirilmiş durumda olmaya inanmayı daha rahatlatıcı buluyoruz ve ötekileri beynimizle, sözlerimizle, yumruklarımızla ve kurşunlarımızla yere seriyoruz. neden kutsallaştığı, kimin kutsallaştırdığı tam olarak belli olmayan birçoğu altında sadece bencilliği barındıran sözde fikirlerin ve akımların &amp;nbsp; sahipleri oluvermeyi bir halt zannedip, davası uğruna en azından bir kaç küfür savurarak tatmin olabilen değişik yaratıklara dönüşmüşüz. ağzımızdan düşürmediğimiz kardeşlik, dostluk, paylaşım, onur, dürüstlük gibi kavramların her birine ilk biz tecavüz edip bunu da mübah saymışız... böylece para ile satın alınamayacak hiç bir ruh kalmayıncaya kadar zehirlenmişiz... zehirlenmeye direnenleri ise toplum dediğimiz daha tehlikeli virüslerle hasta edip bir şekilde istediğimiz kıvama getirmişiz... ama hala korkmuşuz itiraf etmekten içimizdeki bencil bizi. her şeyi başlatan o bencil piçi. böylece her gün bir yerlere koşturan, amacı toplum virüsünü içinde daha çok üretmekten başka bir derdi olmayan zavallı konaklara dönüşmüşüz... durum böyle olunca aslında hiç de umursamamamız gereken deri renklerini, dilleri ve lehçelerini, giyilen veya çıkartılan elbise denilen bez parçalarını ve yine insan elinden çıkmış ve insanlığı yok etmeye çalışan banknotların üzerinde taşıdıkları resimlerini hayatımızın merkezi haline getirmişiz... çünkü bize "biz" diye bir şey lazım, tabii bir de ötekiler olacak. biz dediğimiz zaman yaptıklarımız doğru olacak... çünkü tek dayanağımız kendimizden başka birini örnek verip "bak bilmem kim de böyle düşünüyor, böyle yapıyor, böyle yazıyor...vs" &amp;nbsp;olacak. böylece tüm katiller, tüm hırsızlar, tüm pislikler bizden birileri olacak... ne mutlu ki bir pisliği bizden önce biri denemiş olacak ve biz sadece ondan etkilendiğimizi söyleyerek rahatlayacağız, varsa eğer bir vicdanımız onu da rahatlatacağız... herkes itiraf etsin de kurtulalım istiyorum, herkes söylesin içinden geçenleri de rahatlasın istiyorum... kimse benim şöyle kutsal bir davam var, benim mensup olduğum millet, mensup olduğum din, mensup olduğum grup şöyle ezildi, böyle hakkımız yendi demesin artık. haklarını da, halklarını da inançlarını da münasip bir yerlerine sokup sadece gerçeği söylesinler artık... kimse barış istemiyor, kimse daha yaşanabilir bir dünya istemiyor, kimse başkalarının kendinden daha yetenekli, daha zeki, daha zengin, daha güçlü olmasını istemiyor... yalan söylemeyi bıraksın insanlar artık... yalanlarını da aynı münasip yerlerine sokup siktirip gitsinler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3375543530860518534?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3375543530860518534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/biz-otekiler-ve-nefret.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3375543530860518534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3375543530860518534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/biz-otekiler-ve-nefret.html' title='biz ötekiler ve nefret'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3505304526034967781</id><published>2011-09-20T22:07:00.000+03:00</published><updated>2011-09-20T22:07:53.072+03:00</updated><title type='text'>gören yoksa her şey serbest</title><content type='html'>bu memlekette her şey serbestmiş. 19 yaşındaki genç adam konuşma esnasında buna vurgu yapıyor. kendisi torpille devlet işine girmiş, ne kadar güzel en azından bunu dillendirmiyor. belki korkudan belki de birilerinin sıkı sıkı tembih etmesinden. aday memurluğundan ötürü belki de. "hocam" diyor genç adam. "şu ilerideki yeşillik kısmı görüyor musunuz?" parmağı ile 15-20 km ilerideki köyü işaret ederek. "orası bizim köy, hemen barajın yanı, bir gün gideriz, takılırız, bostan filan var." konuştuklarının arasından barajı seçen ben "ne güzel devlet elektrik namına bir şeyler yapmış" diye ekliyorum. genç adam "hocam barajda yüzüyoruz da yazın" diyor hidroelektrikle alakasız biçimde. ben şaşırmış vaziyette soruyorum "yasak değil mi?" diye. "yasak hocam ama gören yoksa serbest. hem içme suyu da oradan karşılanıyor" diyor. ben ekliyorum. "yani şu an içtiğimiz suyun içinde sen yazın kafana göre yüzüyorsun, belki de alttan alttan kesinlikle içilmemesi gereken vücut sıvılarını bu suya salıyorsun". gülümseyen bir suratla "hayır hocam ben öyle şey yapmam" diyor. o esnada yanımdaki arkadaş konuyu değiştirme babında "senin ehliyetin var mı? araba almayı düşünüyor musun?" diye soruyor genç adama. o ise cevaben "yok hocam ehliyet yok ama araba var arada kullanıyorum işte" diyor. ben yine soruyorum "ya tamam ehliyet kazayı önlemez ama ehliyetsiz trafiğe çıkmak yasak değil mi?" genç adamı yine gülümsetmeyi başarıyorum. cevap ise yine aynı "hocam buraya geldin geleli hiç trafik polisi veya kontrolü gördün mü? zaten polis olmayan yerde kullanıyorum, 10 yaşındaki çocuklar bile araba sürüyor burada. gören yoksa serbest"&lt;br /&gt;derken oradan çıkıp milli eğitime bağlı bir müesseseye geliyorum. üst kata çıkıyoruz. duvarda bir klişe var (5727 no lu kanun gereği sigara içme yasağı) ama boş olanları da dahil her masanın üzerinde ya meyve suyu, ya ice tea, ya da kola kutusu var. dikkat ettiğimde her birinin ağzının açık olduğunu ve ağız kısımlarının külle kaplı olduğunu görüyorum. yine de çay getiren görevliye soruyorum emin olmak için. abi burada sigara içiliyor mu? cevap standart "hocam iç gören yoksa serbest" bunun üzerine sigara paketini çıkarıp bir tane uzatıyorum. alıyor gülümsüyor ve uzaklaşıyor. anlıyorum ki gerçekten " gören yoksa her şey serbest. gören birileri yoksa kimin öleceğini umursamadan şehrin göbeğine bomba koymak serbest, gören yoksa sınav soruları dahil her şeyi çalmak serbest. gören yoksa kapkaç, cinayet, tecavüz, yalan-dolan serbest. kısacası gören yoksa herkese zarar vermek serbest. bir görenin olduğundan emin olanlar için hayat zor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3505304526034967781?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3505304526034967781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/goren-yoksa-her-sey-serbest.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3505304526034967781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3505304526034967781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/goren-yoksa-her-sey-serbest.html' title='gören yoksa her şey serbest'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7844868255169791002</id><published>2011-09-19T18:51:00.000+03:00</published><updated>2011-09-19T18:51:50.901+03:00</updated><title type='text'>fotokopi günler</title><content type='html'>her gün aynıymış gibi gelmiştir hayatımın çeşitli evrelerinde, özellikle askerlik dönemi, yaz mevsimi, geçen yıl, bu yıl vs. sol kulak çınlamam benim hakkımda bir yerlerde pek de iyi şeyler söylenmediğini fısıldıyor. birinin dolup diğerinin boşaldığı çay bardakları ile dolu masada yanı başımda ders notları çıkaran matematik hocası, karşısında şu an bunları yazan ben. öğretmen evi. öğretmenlerin milli sporları tavla, 52 kağıdı ile oynanabilen türlü oyunlar ve olmazsa olmaz okey taşlarının sesi ile o kadar dolu ki her şey, düşüncelerimin göz kapatınca difüzyona uğrayabileceği bir boşluk bile yok. çorap almalıyım, daha çok çorap, daha da çok. getirdiğim tüm çorapları giydim. kirliler. yıkamak istemiyorum, hadi elde yıkadım diyelim daha dün tanıştığım oda arkadaşımın burnunun dibine asmak istemiyorum kurusunlar diye. ayakkabı desen aynı. iki gün üst üste giyilen bir ayakkabıdan ayak kokusundan başka performans almanız mümkün değil. keşke ayakkabılarımı getirseydim diyorum. sonra yine ikilemlerime dönüyorum. ev tutacaksın diyorum, eşya alacaksın, paraya ihtiyacın var, harcamamalısın diyorum kendime. ne kadar saçma bu konularda hesap kitapla uğraşmam. ölüm gibi bir gerçek varken...&lt;div&gt;iki hafta bile olmadı canım dayımı kaybedeli. 45 lerindeydi. ne kadar güzel insandı anlatamam. dürüsttü, insanı çıldırtacak kadar dürüsttü. on yıl sonra bile kelimesi kelimesine aynı şeyleri söyleyebilen bir insandı. kim yardım istese tanısın tanımasın koşan, başkalarının mutluluklarıyla mutlu olan, üzüntülerine onlar kadar üzülebilen bir ademoğlu idi. canım dayım, hakedip etmediğimi tam hatırlayamadığım 8 yaşımdaki bir günde bir tokat atmıştın bana, ben ise sana çok kızıp yeni okuma yazma öğrenmenin de verdiği güce dayanarak iki sayfa boyunca "eşek dayı" yazmıştım. sense bunu gördüğünde sadece gülümseyip yazımın güzel olduğunu söylemiştin. zor günlerde hep yanımda idin."insan dar günde lazım" dı senin ilken. sorun yoksa sen yoktun, sorun varsa hemen ordaydın. bazen bir telefon kadar yakın, bazen evimize gelmek için 1 saatten fazla yol yürüyebilecek kadar uzaktın. hep yürüdün hep geldin hep sordun hep yardım etmeye çalıştın. bir ramazan bayramı mesafede idin. bayram da bir yoklayalım seni diye geçirdim içimden, gelecektik eşimle beraber. gelemedik... şimdi ne söylesem bilemiyorum. keşke diyorum keşke gelseydim, keşke helallik alsaydım senden. keşke ellerini öpseydim de bir hayır duanı alsaydım son kez olduğunu bilmeden. ama olmadı işte yine hep derdin ya "doğuma, düğüne ve ölüme mutlaka git. bunlar insan hayatında bir kez olur" &amp;nbsp;bir tek düğününe gelebilmiştim dayı, cenaze törenine yetişemedim. kilometrelerce uzaktaydım. şimdi her aklıma geldiğinde senin için dualar ediyorum. sen kimseyi incitmiş bir insan değildin umarım Allah' da seni incitmez... hoşça kal. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7844868255169791002?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7844868255169791002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/fotokopi-gunler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7844868255169791002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7844868255169791002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/fotokopi-gunler.html' title='fotokopi günler'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7298747503725561478</id><published>2011-09-18T16:18:00.001+03:00</published><updated>2011-09-18T16:18:50.218+03:00</updated><title type='text'>bu ne biçim hikaye böyle?</title><content type='html'>zannedersem il dışına çıktığım takdirde maddi imkansızlıklar aç kalmama neden olmayacak bir biçimde ise her yerde yaşayabilecek bir yaştayım. ama nedendir bilinmez tuhaf haller gelmekte başıma.&lt;br /&gt;ev bulma konusunda kendime ve yerel halka ne desem azdır. yeni gelecek memurlar ev sahiplerinin iştahlarını kabarttığı için çok değil bir ay önce 200 TL olan kirayı 400 TL ye çıkarmışlar. yeni uygulamalar ortaya çıkmış örneğin hem eve girerken hem çıkarken boya yaptıracaksın gibisinden. arkadaşlarım arasından tefeci camiasından birilerine yakalananlar bile oldu. ben bir hacıya denk geldim, adam iki günde beni kapının önüne koydu diyeceği ama kapıdan girip de iki gün kalmak bile nasip olmadı. sadece iki gün anahtar ben de kalmıştı o kadar. daha sonraki girişimimde bir ev daha buldum ama bu seferde mevcut kiracının çıkmasını beklemek gibi bir zorunluluk doğdu. adamın tayini ha çıktı ha çıkacak derken iki hafta geçti, bakalım daha ne kadar geçecek. ev sahibi "tamam hoca ev senindir." dediğinden bekliyorum sadece.&lt;br /&gt;neyse otellerde geçen bir kaç günün sonunda kendimi öğretmen evine atıvermeyi başardım. otel dediğim lafın gelişi. mal -2 yıldız. banyo ortak, hela ortak, oda dik yamuk şeklinde ki sehpayı bir yere kadar çekebiliyorsun, kafa mesafene kadar çekebilmene yatak müsaade etmiyor. odadaki lavabonun niçin konduğunu hala düşünmekteyim o da ayrı bir dert. diğer bir otelde gördüğüm fareyi ise en azından o günlüğüne kurtardım diye düşünüyorum. sözümona resepsiyonistin yatacağı kanepenin altından ikinin biri görünmesi hoş değildi.&lt;br /&gt;program değişmiş, konu içeriklerinde değişiklikler var. sanki öğrenciler eskiden ETS yi çok iyi anlıyorlardı ya şimdi bir de kemiozmotik fosforilasyonla açıklamış canı sağolasıcalar.&lt;br /&gt;her neyse en bombası ise çiçeği burnunda eğitim bakanının ardı ardına patlattığı bombalar. biliyoruz evet hangi milli eğitim bakanı gelse eski düzeni yerle bir eder, yeni döneme kadar kendi sistemini oturtmaya çalışır. böylece günler günleri yıllar yılları kovalar da eğitim düzelmez. ama bu sefer ki sadece eski düzeni değiştirmekle kalmayacağa benzer. özür grubu atamalar için facia senaryoları türetiyor kendisi. herkes biliyor ki insanlar doğuda çalışmak istemiyor eğer gitme fırsatı varsa. kimse öyle idealist falan da değil. hadi diyelim idealist olduk, bir bok yedik, ya bizden öncekiler. kardeşim adam kendi memleketinden kaçıyor, ben ne diye çalışayım ki. kendileri itiraf ediyorlar burada fabrika yok çünkü parayı bulan İstanbul'a kaçıyor diye. burada doktor yok, mühendis yok, sinema yok, alışveriş merkezi yok... vs. çünkü hepsi batıya kaçıyor. ne kadar normal bilemezsiniz. yokların bu kadar çok olması. kaçanlar haklılar. kalanlara da diyeceğim yok.&lt;br /&gt;üfff neyse&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7298747503725561478?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7298747503725561478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/bu-ne-bicim-hikaye-boyle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7298747503725561478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7298747503725561478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/09/bu-ne-bicim-hikaye-boyle.html' title='bu ne biçim hikaye böyle?'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8904586247377862701</id><published>2011-07-04T03:41:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T03:41:05.503+03:00</updated><title type='text'>deep purple dinliyorum gözlerim kapalı</title><content type='html'>6 ay çalışıp da girmediğiniz bir sınav oldu mu hiç? düşününce ve "hayatımda eksik kalanlardan biri de bu" diyebildiğim an oldu işte. sözüm ona şuna buna her neyse, yetenek diye bir ihsan var ki herkese verilmiyor işte. bazıları peygamber olmak için doğmuştur bazıları müzik yapmak için... biz amatörler asla onlar kadar iyi olamayacağız, onlardan daha iyi olsak dahi onlar kadar iyi olamayacağız. bilginin serbest dolaşımı üzerine verilen emeklerle yetiştireceğiz belki de sığ dağarcığımızı. ne kadar bilsek de asla bilemeyeceğiz birileri kadar... şiir yazacağız örneğin, çok güzel olduğunu düşündüğümüz anda yüzyıllar öncesinde dahiyane bir şekilde aynı kelimelerle ifade edilmemiş olsa da aynı şeyi anlatan birini görene kadar gururlar duyacağız. şarkı yapacağız, hafiften sırıtarak vay be dediğimiz anda onca yıl öncesindeki bir melodiyi dinlediğimizde bu daha öncesinde yazılmış ya kader gibi diyene kadar... dolayısıyla hayatımızın içine sıçan bu virtüözler olduğu sürece biz asla mutlu olamayacağız... &lt;br /&gt;Selim IŞIK diye bir ademoğlu var, güzel insan, bildiklerini paylaşmış, gitar dersi alamayacak durumda olan, yani maddi anlamda gariban olan insanlara bir şeyler öğretebilmek için youtube da 100 ders vermiş müzik adına. yeni denk geldim bir kaç yıl önce başlamış bu işe. şaşırdım, çok mutlu oldum çok. bildiklerini çıkar gözetmeksizin anlatan birini gördüğüme çok sevindim. evet bu ülkede çok iyi müzisyenler, çok iyi ressamlar, çok iyi sanatçılar var, ama çoğu kıskanç, çoğu bu işten para kazandığı için sırlarını kimseyle paylaşmak istemiyor. özel olmak için kıçını yırtıyor. ama bilmiyor ki gerçekten güzel olan herhangi bir şey paylaşıldıkça daha da güzel olur, daha da değerlenir, daha da ileri gider. her neyse ki kör gözler bunu göremezler.&lt;br /&gt;30 lu yaşalarımın içinde, daha önceden eğitim fakültesi bitirmiş, şu an açıktan işletme okuyan, ilerde de okumayı düşünen bir insan olarak bu yıl içersinde müzik bölümüne hazırlandım, nota öğrendim, enstürman bilgimi geliştirmeye çalıştım, yıllardır sadece kendi kendime uğraştığım gitar denilen hastalığı ilerletmek için bir şeyler yaptım. kısaca hayatımı 13 yıl kadar geriye sarıp müzik bölümüne girmeye karar verdim. böylece istediğim şeyi yapabilecektim, gitardan çıkan o sesleri yazabilecektim, yeni sesler bulabilecektim, yeni tatlar alabilecektim hayattan. 13 yıl sonra üniversite sınavına girdim, müzik bölümüne müracaat edecek çoğu adaydan da daha iyi bir puan aldım, earmaster, sibelius gibi programları kullanmayı öğrendim, çalıştım, çalıştım, çalıştım... &lt;br /&gt;bugün yetenek sınavına başvuru için son gün, ne mi yapacağım :) başvurmayacağım. o kadar. çünkü kendimde buna ait bir yetenek olduğuna inanmıyorum. amatör olarak kalacağım, o kadar :) &lt;br /&gt;yetenek bir Allah vergisi o kadar bkz &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=fqGWrgl9nNM"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=fqGWrgl9nNM&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8904586247377862701?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8904586247377862701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/07/deep-purple-dinliyorum-gozlerim-kapal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8904586247377862701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8904586247377862701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/07/deep-purple-dinliyorum-gozlerim-kapal.html' title='deep purple dinliyorum gözlerim kapalı'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-4834189593563839324</id><published>2011-06-06T03:07:00.001+03:00</published><updated>2011-07-04T03:50:07.361+03:00</updated><title type='text'>eleştirmek mi o da ne?</title><content type='html'>ne hayatın metronomu üzerine lafı olabilir sağlıklı bir bünyenin, ne gideceği yere ne de&amp;nbsp;yapacağı işe dair. ne kaçta kalkacağına, ne kaç çocuk yapacağına ne de nereye gömüleceğine dair. bundan çıkarımım olması gerekiyorsa illa, şunu derim çağın filozofu yaşar kurt beyefendi imiş meğer. yine gerekmeyen bir yerlerden gerekmeyen bir okuntunun verdiği ukalalıkla diyebilirim ki insan beyninden&amp;nbsp;günde 50 bine yakın düşünce geçmekteymiş, nereye geçtikleri ne hızla geçtikleri ve hangi amaca hizmet ettikleri belli olmayan, çoğu zaman toparlanamayan bu düşünceler o kadar bulandırır ki beyni bazen kader denen şeyin gerçekliğinden sıyrılacağını zannedersin. oyunlarını oynarsın hayata karşı, tüm kozlarını. restler çekersin karşıdaki elin kuvvetine aldırmadan. ama gel gör ki kaderin kendi tanımına uygun şekilde zaten çekeceğin rest önceden bilinmekte, atacağın adımın malumatı belki milyar yıl önceden çözülmekte. o halde ne denebilir ki. ne kadar direnilebilinir ki? "teslim ol kaderine" demiş diğer bir çağım filozofu cenk taner beyefendi. 1 haziran itibarı ile yeni teslim olunacak bir hayatın farkındalığındayım. adresini google map te saptayamadığım bir yerde bulunmalıyım tarih 1 eylülü gösterdiğinde. şükürler olsun, kainatın yaratıcısına. ki hamd sadece onadır. hiç bir yarattığına değil, hiç bir yaratılmışa değil ve de hiç bir evrimleştirdiğine. hatta evrimleştirdiklerinin evrimleştirdiklerine. dolayısıyla&amp;nbsp;BİR kaynaktan çıkan, kendini deniz sananların, veya had bilip de deryada bir damla misali ile kendini tanımlayanların varacağı son da olabilmek adına, inadına kendin olmak, inadına hem sarılmak hayata hem de alabileceğin son nefesin bir saniye uzaktan daha yakın olduğunu bilerek yaşamak ne güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-4834189593563839324?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/4834189593563839324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/06/elestirmek-mi-o-da-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4834189593563839324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4834189593563839324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/06/elestirmek-mi-o-da-ne.html' title='eleştirmek mi o da ne?'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7994660508380054718</id><published>2011-05-12T01:31:00.000+03:00</published><updated>2011-05-13T23:32:13.310+03:00</updated><title type='text'>Alıntı</title><content type='html'>Öğretmen ahalisinden bir ücretlisi ekmek parası niyetine köyün birinde başlar çalışmaya. İlkokul 4 leri okutmaya çalışmaktadır branşından milyon ışık yılı uzakta. Öğretmen deli midir nedir bilinmez, Atatrükçüdür, vatanseverdir ve de inançlıdır. Sonuçta inançlı veya vatansever olması kimsenin umrunda olmaz da Atatürkçü olması rahatsız eder çocukların velilerini. Derken bir gün bir öğrenci kalkar ve " Öğretmenim Atatrük'ün kirvesi kim?" diye konu ile hiç te ilgisi olmayan bir soru sorar. O an sınıfta da bir kaç desibellik bir uğultu başlar, hatta bir ara öğretmenin kulağına "Yoksa sünnetsiz miymiş?" gibi bir cümle bile takılır boş bir ağızdan leş bir kokuyla. Öğretmen sinirden hangi küpe bineceğini bilemez. Biraz bekler, içinden sayar hatta ama çok kızar, dayanamaz ve der ki "Kızım soran kimse ona de ki öğretmenim konu Atatürk dahi olsa kimsenin şeyini ağzına almazmış, kaldı ki eğer Atatürk' e olan minnettarlıklarını bildirmek istiyorlarsa bunu söyleyenler, sadece onun adını, pis ağızlarına almasınlar yeterli, illa da şeyini ağızlarına almalarına gerek yok yalakalık için. Ayrıca eğer müslüman olduğunu savunuyorsa bunu diyen, sor bakalım hele ölülerin arkasından konuşmak, hele de iftira etmek, kötü konuşmak yakışır mıymış müslümana?". Daha da dayanamaz hoca ve der ki kızım bekle yazılı olarak vereyim cevabını belki aklında tutamazsın. Çıkar gider ve Neyzenin meşhur "dürzü" şiirini yazıcıdan çıkarır ve öğrencisine uzatmadan önce de sınıfta seslice okur. Öğrenciye uzatırken şiiri, şu cevabı alır "Öğretmenim bunu söyleyen amcamın arkadaşı ve okuma yazma bilmiyor". İşte bu anda öğretmen tıkanır, Diyecek bir şey bulamaz, şiiri geri alır katlar ve çantasına koyar. Ardından öğrencisine dönüp "O halde git o adama de ki öğretmenim bilmiyormuş,&lt;u&gt; sadece&lt;/u&gt; bilmiyormuş"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7994660508380054718?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7994660508380054718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/05/alnt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7994660508380054718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7994660508380054718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/05/alnt.html' title='Alıntı'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8754355351863447711</id><published>2011-02-20T17:26:00.000+02:00</published><updated>2011-02-20T17:26:22.151+02:00</updated><title type='text'>Aha bu kalmadı</title><content type='html'>Denge;&amp;nbsp;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&lt;i&gt;a.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&amp;nbsp;1. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. 2. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Ruhsal denge.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&amp;nbsp;3. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması:&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&lt;i&gt;“Dünyadaki bütün dengeler değişti. Artık ne Sovyetler var, ne komünizm tehlikesi.” -&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;A. Ümit. 4. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. 5.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&lt;i&gt;fiz.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202; line-height: 18px;"&gt;&amp;nbsp;Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;a href="http://tdkterim.gov.tr/bts/"&gt;http://tdkterim.gov.tr/bts/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #020202;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8754355351863447711?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8754355351863447711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/02/aha-bu-kalmad.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8754355351863447711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8754355351863447711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/02/aha-bu-kalmad.html' title='Aha bu kalmadı'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8712542551711852719</id><published>2011-02-14T01:47:00.000+02:00</published><updated>2011-02-14T01:47:08.707+02:00</updated><title type='text'>S.O.S.</title><content type='html'>Zamanı iyi kullanmak lazım, telafisi imkansızların başında gelmesinden belki, belki de sınırsızken bize sınırlı verilmesinden... Sonsuza göç etmelerin anlamını daha da derinleştirdi bazı yaşanmışlar hayatıma dair. Seni hiç unutmayacağım Kara Kedi, sen anlamsız bir çok şeye anlam verdin, ders verdin nefse, tırnaklarını çekinmeden batırdın vicdana ve de kanattın taş kestiği düşünülen et parçası yüreği. Ya işte hayatın en büyük, en güzel, en esaslı gerçeği; ÖLÜM... Ne kadar güzeldir ölüm, ne kadar sıcaktır, ne kadar sessiz, ne kadar huzurludur kim bilir? Bir daha bu boktan dünyaya göz açmayacağını bilmek... 3:10 to yuma :)&lt;div&gt;Her neyse İnsancıklarda gariban elemanın ölümü vardı ya, makar aleksiyeviç in komşusu, adını da dediydi ya kitapta unutuverdim. Kendi çocuğunun ölümüne sevinebilir mi insan? Bir boğaz daha eksilecek hem, hem de bir daha hiç aç kalmayacak, üşümeyecek şeklinde bir bakış...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Çok sıkıldım bu ülkeden, bu hayattan, bu gidişattan. Bu ikiyüzlü insanlardan, yüzsüz insanlardan, insansılardan."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiç olmalı, hiç. Ölmeden ölmeli.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8712542551711852719?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8712542551711852719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/02/sos.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8712542551711852719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8712542551711852719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/02/sos.html' title='S.O.S.'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5806574858082226710</id><published>2011-01-03T03:16:00.003+02:00</published><updated>2011-01-03T21:52:12.656+02:00</updated><title type='text'>hadi yola devam be usta</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TSEnsToaoTI/AAAAAAAAAK0/ZxJjDmSGuvw/s1600/fl%25C3%25B6rt.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="175" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TSEnsToaoTI/AAAAAAAAAK0/ZxJjDmSGuvw/s320/fl%25C3%25B6rt.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ozan, Çağatay, Timsah(Hakan) ve Barış abiler; Malatya'(da)&amp;nbsp;sizi görmek, tanımak o kadar güzeldi ki... &lt;br /&gt;İşte o bir saat; günümden taviz veremediğim... Bir asansör çıkışı, bir işareti yapan sağ elin mukaddes bir parmağı... Bu ateşi söndürmemek adına, müzik adına bir şeyler yapabilmek adına, kendin için bir şeyler yapmak adına, inandığın değerler adına, şeytana kurşun sıkmak adına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var evet var, hepimizin içinde o vahşi eyersiz atlar, sonsuza dek koşabilecek... O atlar ki hiç bir hegemonyayı kabul etmeyecek, hiç bir erke boyun eğmeyecek, kendi yolunu kendi çizecek... Ne gerekli bilmiyorum, bilemiyorum ama var olduğundan eminim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı ne dereceden sınav yapar bilinmez, (sınav yapar mı lakin o da bilinmez ama) belli ki bildiklerimizden değil... Bir veya birkaç üstünden, bir veya birkaç zorundan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5806574858082226710?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5806574858082226710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/01/hadi-yola-devam-be-usta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5806574858082226710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5806574858082226710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2011/01/hadi-yola-devam-be-usta.html' title='hadi yola devam be usta'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TSEnsToaoTI/AAAAAAAAAK0/ZxJjDmSGuvw/s72-c/fl%25C3%25B6rt.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7022329443005038538</id><published>2010-12-29T00:16:00.000+02:00</published><updated>2010-12-29T00:16:19.728+02:00</updated><title type='text'>g.m.s.t.k.t.p.</title><content type='html'>iskoçyalı 2 filminde sayın lambert in uçan elemanı tarumar edip kafasını kopartıp trafo benzeri yüksek voltajlı bir yere sokmasına şahit oldum. türk sinemasında muadili olaraktan çarşafa sardığı kadını duvarlara vurarak öldüren tiplemeyi görüyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7022329443005038538?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7022329443005038538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/12/gmstktp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7022329443005038538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7022329443005038538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/12/gmstktp.html' title='g.m.s.t.k.t.p.'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-543595469001955133</id><published>2010-11-21T03:07:00.000+02:00</published><updated>2010-11-21T03:07:16.104+02:00</updated><title type='text'>köşeli dünya 3</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TOhwtXhvLJI/AAAAAAAAAKs/kD1KQNPt73A/s1600/losers%2527.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ox="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TOhwtXhvLJI/AAAAAAAAAKs/kD1KQNPt73A/s1600/losers%2527.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;yollar; sadece üzerinde insanların veya taşıtların seyir etmesi için yapılmamış, yaptırılmamışlar belli ki. kimi toprak, kimi asfalt kimi ise taşlardan. bir önemli görevi daha varmış bu yolların: ayırmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;yolun alt tarafında kalanlar ile üst tarafında kalanlar... bıçak gibi kesilmiş kaderler... doğuştan mücadele etmek zorunda olanlar ve doğuştan kazanmış olanlar... bu yollar insanların kaderleri gibi inançlarını, mezheplerini, dillerini, giyimlerini ve kültürlerini de alt üst eder. yolun altındaki ile yolun üstünde kalanın mücadelesi ezele dayanır ve ebede kadar sürecektir. bazan aynı yolda yürüseler bile asla ayrımları unutmayacaklardır. bu yol ayrımlarında herkes kendi yoluna gidecektir. alttaki ile üsttekinin aynı yolda yürümesi bile bir gariptir. o kadar uyumsuzdurlar ki gören moda sanabilir. çünkü köleler ve efendiler gibidirler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;bu yollar gecekondular ile villaları birbirinden ayırır. hatta üsttekiler buralardaki villaları zorunlu olmadıkları sürece kullanmazlar. çünkü pencereden baktıklarında alttakileri görebilirler, vicdanları(!) ile karşılaşabilirler. bu nedenle korkarlar. korkmakta da haklıdırlar, çünkü ancak kaybedecek bir takım şeylere sahip olanlar korkar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;bazılarının ise çıkmaz sokakları vardır. yolun sonunun belli olması onları hep sınırlar... hayatta istedikleri şeyleri elde edememe konusunda müthiş bir yetenekleri vardır. bu çıkmaz sokak diplerindeki insanların kaderleri aynıdır. bocalamaları fazla, seçenekleri azdır.bundan kurtulmak için taşınmak zorundadırlar, bahtsızlığı, sefaleti, kötü anıları geride bırakıp önünden bolca yol geçen bir yerlere... öyle bir yer var mıdır yok mudur umursamadan kaçmak zorundadırlar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;bazan aynı yolda yürüyenler birbirine bakar, baktıklarında eğer paylaştıkları şey yoldan fazla ise biraz daha fazla yürürler birlikte... zamanla alt ile üst arasındaki farkı unutabilirler bile... hayatlarının geri ve ileri kısmını hesap etmeden, sadece yürüdükleri yolu gördükleri için bir sarhoşluk içine düşerler... yol onları büyüler, yol onları aldatır, yol onları aynılaştırmaya çalışır da bunu farkedemezler... derken yol onları test eder, samimiyetlerini, sadakatlerini, dayanıklılıklarını, paylaşımlarını... doğal bir seleksiyondur yolun yaptığı... güçlü yaşar, zayıf ayıklanır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;kaybedenler&amp;nbsp;öyküsünü 19' lu yaşlarımda okumuştum... gün gelipde bir filme dönüşebileceğini hiç tahmin etmezdim. ne güzeldi, ne kadar anlamlıydı o gençlik yıllarında anlatamam. şehrin kötü çocuklarına ithaf edilmişti, ben de bulunduğum şehrin pek de iyi bir çocuğu sayılmazdım... jargon kelimesini ilk orada okumuştum... istanbul' da yaşayabilmeyi çok istemiştim, kadıköy sahilinde bahsi geçen lodosu hissetmeyi... bir nasihat mıydı bilmiyorum ama ihanete uğramamak için hiç bir şeye bağlanmamak gerketiğini nasıl da güzel anlatmıştı Hikmet Temel Akarsu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;"en iyi kadın yok kadındır be usta :)"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-543595469001955133?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/543595469001955133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/11/koseli-dunya-3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/543595469001955133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/543595469001955133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/11/koseli-dunya-3.html' title='köşeli dünya 3'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TOhwtXhvLJI/AAAAAAAAAKs/kD1KQNPt73A/s72-c/losers%2527.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-2123822733028324390</id><published>2010-08-27T02:48:00.003+03:00</published><updated>2010-11-21T03:09:55.777+02:00</updated><title type='text'>köşeli dünya 2</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;karşı ev sakinleri erkenden almışlardı bu yıl yakacakları odunu. odun dediysem, tahta parçaları. şekil itibari ile 5 yaşındaki bir çocuğu acaip cezbedebilecek cinste. bu oyuncak yapılıp deli gibi oynanası tahta parçalarını karşı binanın önüne yıkıp giden kamyonetten sonra mahallenin tüm çocukları, kedi ciğere bakar gibi koyuldular bakışmaya. o an tahta parçaları ile çocuklar arasındaki elektrik değme aşk hikayelerine taş çıkartır şekilde idi. tabi ki bu duyguları en derinlerde bir yerlerde aynen yaşıyordum. bazı çocuklar tahta parçalarını, taşıyanların gözden kaybolduğu o anlarda birer ikişer aşırıveriyorlardı. bazı çocuklar ise "birkaç parça alabilir miyiz Rukiye teyze?" diye sormuşlardı. kadıncağız "elbette" diye yanıtlamıştı. 4-6 yaş grubu çocuklar olarak pek de gelişmemiş kollarının elverdiği kadarını alıp yollarına koyuluverdiler. evet biraz düşündükten sonra ben de tahta parçası istemeye karar verdim. hem arkada bizim bahçe de vardı. biraz düzeltirdim toprağı yol yapardım, birkaç çivi bulup otobüs, kamyon ortaya çıkarabilirdim. benim tahta parçalarına olan ilgimi farkeden teyze "oğlum sen de alsana" deyiverdi. "oh be" dedim kendi kendime, istememe bile lüzum kalmamıştı. ne iyi kadındı Rukiye teyze&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;seçici davrandım. ne amaçla kesildikleri, hangi hızarda bu hale getirildikleri belli olmayan, mis gibi taze odun kokusu yayan bu tahta parçalarından en düzgün, en oynanabilir olanları seçtim kendimce. ellerime aldım, kollarımla sardım bu doğal oyuncakları, o kadar mutluydum ki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;aslında rahmetli babam oyuncak konusunda belki de dünya üzerindeki en eliaçık insandı. gecenin bir yarısı benim şımarıklığım uğruna oyuncak aramaya çarşıya gittiğini bilirim. ama bu tahta parçaları yaratıcılıktı, kendim yapacaktım oyuncağımı, kendi kamyonumu, arabamı. bu nedenle çok sevinçliydim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;aldığım tahta parçaları kucağımda istikametimi 180 derece çevirip bizim evin sınırlarına girdim. tam o sırada annemi ikinci katın eşiğinde gördüm. annemin gözleri iyi görmediğinden uzaktan elimdekilerin ne olduğunu anlamamıştı. beni gördü ve "buraya gel o elindekiler ne?" dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;çaresiz ikinci kata uzanan merdivenlerden çıkmaya başladım elimdeki tahta parçaları ile. bu sırada annemde bir kaç basamak aşağıya doğru inmişti, ortalarında bir yerde buluştuk yarısı tahta yarısı beton merdivenin. annem elimdekileri görünce "nerden aldın bunları, yoksa çaldın mı?" dedi ve sorusunun yanıtını beklemeden futbolda çok duyduğumuz deyim olan "gelişine vurmak" fiilini isabetli, okkalı ve beş parmak damgalı şekilde gerçekleştirdi. beton olan merdivenlerden aşağı yuvarlandım, tahta parçaları etrafa savruldu. ağlamadım. "çabuk topla onları nereden aldıysan geri götürecez" dedi annem.tahta parçalarını toplamaya başladım ki karşıdaki teyze olanı biteni görmüş, geldi. "ellerin kırılsın emi kadın, ben verdim çocuğa o tahta parçalarını" dedi. annem ise "ben çaldı zannettim, ama olsun yine de almasın, bugün belki izinle almıştır ama sonuçta kendinin değil bunlar, yarın izinsiz de almaya kalkar, neme lazım" dedi pişkince. Rukiye teyze "tamam kalsın bari bunlar" dedi, fakat annem kararlı biçimde "git aldığın yere bırak, yarın öbür gün baban da getirir kışlıkları" dedi. velhasıl annem galip gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;vazgeçtim tahta parçalarından.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;o günden sonra kimseden pek bir şey istemedim. çalmaya çırpmaya da hemen hiç meylim olmadı, tabi komşuların kayısı, erik, kirazları dışında. gerçi her kayısı, her erik, her kiraz çoğunlukla tokat olarak dönüşümünü tamamladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;zaman yine üzerine düşeni yaptı, hepimizyorulduk da bir o durmadı, geldi ve geçti. 30 yaşımda bir sınava girdim ve hayatımda ilk kez bir sınava günlerce çalıştım. hiç bilmediğim (ki ne kadar güzel şeylermiş) tarih, coğrafya gibi derslerle boğuştum. elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. sınava girdim, hatta iyi de geçti. ama sonuçlar açıklandığında annemin o tokatlarının ne kadar kıymetli olduğunu anladım. bazı aşağılık insan müsveddeleri sınav sorularını bir şekilde çalmıştı. çalışmamışlardı, emek vermemişlerdi, izin de almamışlardı. hiç utanmadan insanların, onların ailelerinin belki de çocuklarının geleceğini de çalmışlardı. belki de anneleri hiç tokat atmamıştı onlara, belki de hiç ellerinden kayıp giden tahta parçası oyuncakları olmamıştı düşerlerken. yok yok kesinlikle olmamıştı. çünkü olsaydı o acıyı tatsalardı asla yapmazlardı bunu. birgün gelipte altına gircekleri, ayakları ile ezdikleri toprağı öpmemişlerdi belli ki.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-2123822733028324390?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/2123822733028324390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/koseli-dunya-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2123822733028324390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2123822733028324390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/koseli-dunya-2.html' title='köşeli dünya 2'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-4941683030961392339</id><published>2010-08-24T02:20:00.007+03:00</published><updated>2010-11-21T03:10:41.053+02:00</updated><title type='text'>köşeli dünya 1</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;önceleri telefonlar sessizleşir biraz daha, kimse soru sormuyordur artık. neden sorsunlar ki? artık herkes senden iyi biliyordur neyin ne olduğunu. acaba bir yerlerinde birazcık olsun insaf kalmış mıdır diye bakarsın sadece suratlarına. umudunu taşırsın karşındakinin vicdani günlere dair bir kaç kırıntısı kaldığının. ama nafiledir bu umutlar, bu çırpınışlar. çoktan kaybetmişlerdir onlar bazı değerleri. ya da değersizleri değerleri yapmıştırlar artık. para en değerlidir, mal, mülk, makam her şeydir. oysa bir kişi birden fazla araba kullanamayacaktır, istese de aynı anda birden fazla evde bulunamayacaktır ve ne kadar kıçını da yırtsa ölümden kaçamayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;vefadan binalar inşa edersin bunlara, bazen bir kırıntı peşinde kırılan hep kalbin olur o kadar. çünkü onlar kendilerince bulmuşlardır hayatın anlamını. kendi yok oluşlarının farkında bile değildirler. bu kişilere ne bilgelik ne de alçakgönüllülük bir şey ifade etmeyecektir. beyinlerindeki bazı bölgeler müthiş hasar görmüştür aşırı bencillik yüklemesinden. karşısındakine bakışlarındaki tiksintiyi o kadar rahat görürsünüz ki, sanırsınız bu gariban dünyanın suçunu işlemiş bir canidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;tek bildikleri basit matematiktir, denklem kurarlar ki hep zararlar ve kârlar üzerinedir. hayata dair kayıplarının farkında bile değildirler. kimse bir şey beklemez onlardan da bir türlü anlayamazlar bunu. samimi bir selamı, iki çift kelamı bile "arkasından acaba ne isteyecek" şeklinde yorumlarlar. bunların karşısındakine kinden ve verecek birkaç sözde öğütten başka bir şeyleri yoktur. sense karşılarındaki günahkârsındır ve her durumda haksız çıkacaksındır. hiç satmadığın halde adın satıcıya, gerçekleri yüzüne çarptığında adın yalancıya, benden bu kadar dediğinde adın korkağa çıkacaktır. her fırsatta seni bir kaç kuruşluk menfaati için harcayabilecek karşındaki ise ezilen, zarar gören, hor görülen olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;o kadar sinsilerdir ki bunlar, ezik görünerek bile tüm desteği yanlarına çekmekten ar etmezler. gerçi arsız oldukları er veya geç anlaşılır ama olan yine sana olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;bir anda olmuştu her şey; birden ve aniden. ayağımın kaydığını anlamamla kafamı betona çarpmam arasında zaman adına bir şey yoktu. musluktan hala su akıyordu, takip ettiğimde aktığı yönü kafamın hizasını geçerken kızıllaştığını gördüm. komşu çocukları donakalmıştı. ibrahim ve ekremin yüzlerinde korku sarısı bir ifade vardı. bir anlık tereddütten sonra doğrulup elimi kafama attım, ıslaklığı farkedip ardından baktığımda kırmızıyı gördüm. çok tanıdık o kırmızıyı. sanırım ilk kırıldığı an buydu kafamın. ardından sadece gülümsedim onlara sarılıklarından kurtulsunlar, buzları çözülsün diye. işe yaramıştı. o an sanki kendileri ölümden dönmüş kadar rahatlamışlardı. eve girmeden önce kanın durması gerekiyordu ve durdu, hayat durdu, yıllar sonra güneydoğuda ibrahim için hayat durdu. bu kez sıcak bir yaz günü değildi, bu kez akan benim kanım değildi. ama yine her yer sapsarıydı korkudan, yine sessizdi her şey ölüm kadar...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-4941683030961392339?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/4941683030961392339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/koseli-dunya-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4941683030961392339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4941683030961392339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/koseli-dunya-1.html' title='köşeli dünya 1'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8880774981583634043</id><published>2010-08-12T19:34:00.002+03:00</published><updated>2010-08-12T20:04:36.626+03:00</updated><title type='text'>-oo +oo</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TGQlgIyIx9I/AAAAAAAAAFs/8Sg77P3aXww/s1600/oo.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 216px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504565878597404626" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TGQlgIyIx9I/AAAAAAAAAFs/8Sg77P3aXww/s320/oo.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hiç bir şeye yaramıyorum şu günlerde. tüm zamanlarımın en boş beleşlerini geçirmekteyim. en ağustos böceği yazımı yaşıyorum diyebilirim. hiç bir şey üretmeden, en başta kendim olmak üzere kimselere yardımım dokunmadan. sessiz sedasız olacaklara razı bir halde. pinpon topuyla oynayan kedim kadar bile enerji harcamadan. sadece uyku, sadece yemek, sadece sigaradan oluşan bir hayatım var. nedenini bilemediğim bir yorgunluk, bir yılmışlık, bir boşvermişlik hayata dair. hiç bir şeyin mücadelesini veremeyecek kadar yorgunum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;insan kendini birtakım umutlara adamayagörsün, öyle hızlı çakılıyorsun ki yerlere; en büyük parçan bile kayboluyor sana dair. tüm hayallerin hayal olarak kalacağı yönündeki kuvvetli ihtimali o derece rahatsız ediyor ki bünyeni. öyle dalga geçiyor ki zamanlar senin çaresizliğinle. öyle küçük düşüyorsun ki kendi gözünde anlatamam. öyle sızlıyor ki yüreğin "bir çıkar yol bulamamakla" ilgili. öyle ezilmiş hissediyorsun ki gururunu, yok olsan, hiç olsan yeridir hani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;öyle büyüyor ki gözlerinde kalkmak, dik durmak, savunulacak tarafı kalmamış hayatını değerli kılmak. "ben bu değilim" dediğin bir şeye dönüşmek. tüm bağlarını koparmak gerekiyor şu dünyayla, tüm alıp veremediklerini sonsuza terketmek, kendi vicdanından olabildiğince uzak bir yerlere gitmek. hatırlamamak hiç bir şeyi, sahiplendiklerini boşluğa salmak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8880774981583634043?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8880774981583634043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/oo-oo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8880774981583634043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8880774981583634043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/oo-oo.html' title='-oo +oo'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/TGQlgIyIx9I/AAAAAAAAAFs/8Sg77P3aXww/s72-c/oo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-6871394084447451063</id><published>2010-08-12T00:12:00.003+03:00</published><updated>2010-08-12T00:48:17.199+03:00</updated><title type='text'>kpss üstüne</title><content type='html'>eminim hiçbir memlekette buna benzer bir sınav sistemi yoktur. devletin kendi üniversitesi size diploma verir, orada o işe layık olduğunuz, yapabileceğiniz falan yazar. daha sonra aynı devlet sizin bu işe layık olup olmadığınızı görmek üzere sizi bu sınava alır. devlet kendi üniversitesinin bir bok bilmediğini düşünmektedir ve bunu da bir göstergesi olarak yapar. daha sonrası da ilginçtir. örneğin resim öğretmeni olacaksınızdır ama resimle ilgili bir soru sormazlar size. size ekonomik işbirliği teşkilatına üye olmayan ülkeyi sorarlar, size işinize belki de hiç yaramayacak bir silindirin alan ya da hacmini sorarlar. sayısalcılar içinse en büyük sorun tarih ve coğrafyadır. hadi bunlar yine tarihimizi bilelim, efendim hangi coğrafik bölgede yaşıyoruz onu bilelim diye geçiştirilebilir ama onun da boku çıkartılır. hele bir de eğitim bilimleri var ki. öğrenci, öğretmenlik hakkında sorarlar da sorarlar. sanki bunları okulda uyguluyorlarmış gibi. yalanınızı sikeyim, yok rehberlikmiş, yok sınıf yönetimiymiş. en fazla eğitim bilimlerinden anlaması gereken okul öncesi öğretmenleri, rehberlikçiler gibi şanslı generasyon 30-40-50 puanlarla atanır. ne rehberlikten ne çocuktan bi bok anlamazlar ama siz kimya öğretmeni olarak bunları çok iyi bilmelisinizdir. harbi bir de o var. biyoloji öğretmenisinizdir. biyoloji sormazlar bu sınavda size. çünkü biyoloji bilmeniz önemli değildir. kimya,fizik,resim,müzik için de geçerlidir bu. yani bunlar olmasa da olur. çünkü atatürk zamanında "hayatta en haiki mürşid ilimdir, fendir" demiştir. bu nedenle bu ülkede özellikle fen bilimlerinin hiçbir önemi yoktur.&lt;br /&gt;sınav olur, sonra açıklanması bir dert olur. güvenmediğiniz devletiniz yine kafasına göre bir sıralama yapar. alanınızda kaçıncı sırada olduğunuz belli değildir. genelde kaçıncı olduğunuzu yazarlar o kadar. örneğin genelde 100. olmuşsunuzdur ama atanacağınız kesin değildir. çünkü sizin bölümden 40 kişi alacaklaar diyelim, önünüzde kaç kişi olduğunu bilmediğinizden atanamazsanız itiraz bile edemezsiniz.&lt;br /&gt;bir de kopya meseleleri vardır. bazıları yakalanır, şanssızdırlar ama bazıları ise analarının helal(!) sütü gibi çekerler kopyalarını. ne güzel iş. ne güzel iş&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-6871394084447451063?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/6871394084447451063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/kpss-ustune.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6871394084447451063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6871394084447451063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/kpss-ustune.html' title='kpss üstüne'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-9136114521889327765</id><published>2010-08-07T02:23:00.002+03:00</published><updated>2010-08-07T03:10:40.788+03:00</updated><title type='text'>hesap           laşma</title><content type='html'>tüm inanılmışlar üzerine sağlam bir delil verebilsen vicdanıma diyorum; hani diğer tarafta ben ezdiğim karınca olacam, o da beni ezecek.&lt;br /&gt;o vakit çekilebilirdi, o vakit dar olmazdı bu kadar ciğerlerim, kan gelmezdi belki tükürdüğümde.&lt;br /&gt;o vakit anlayabilirdim yeryüzündeki dengesizlikleri ve de gülüp geçerdim adaletsizliğine ölçütlerin. o vakit tuhaf gelmezdi kurdun kuzu tarafından boğulması.&lt;br /&gt;o vakit anlayabilirdim ertelenmişliklerini hayatın, o vakit daha rahat koyabilirdim kafamı yastığıma ve ruhumu çok daha rahat teslim edebilrdim.&lt;br /&gt;o vakit anlayabilirdim güzelliğin geçici, iyiliğin kalıcı olduğunu. o vakit anlardım hiç uğruna yaşamamayı, gözünü kırpmadan ölebilmeyi, cesur olmayı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-9136114521889327765?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/9136114521889327765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/hesap-lasma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/9136114521889327765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/9136114521889327765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/hesap-lasma.html' title='hesap           laşma'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3421113022056736146</id><published>2010-08-02T01:57:00.003+03:00</published><updated>2010-08-02T02:23:20.332+03:00</updated><title type='text'>02:22</title><content type='html'>en çok kendime şimdi küfretmeli, ne yarın ne de öbür güne bırakmamalı... en çok şimdi küfretmeli çünkü belki bir kaç saat sonra bile aynı modu bulamayacağımdan eminim. ilk kere ölsün istedim herkes, ölsün de biraz sessiz olsun hayat...&lt;br /&gt;ölsün de ben de kafayı dinleyeyim, o dünya da kara deliğinize gitsin çıkmamak üzere.&lt;br /&gt;acı mı, ne anlar ki dilleriniz, siz bir o kadar acınası oldunuz, fakat acıyı anlamadınız... eğer anlasaydınız her kadını fahişe gibi, her erkeği piç gibi görmezdiniz de biraz insaf ederdiniz...&lt;br /&gt;ne mümkün, hepiniz kanıtlamak zorundasınız kendinizi, hepiniz ispatle yükümlüsünüz hayatınızın güzelliğini...&lt;br /&gt;çünkü yemiyor bir taraflarınız itiraf etmeye başkalarının hayatına ne derece imrendiğinizi, sizin ki zaten hoş... ne güzel tam sizlik...&lt;br /&gt;olm ben daha güzel yaşadım la, hiç problemim olmadı, ayrıca acımadı ki :)... bre sik kafalı benim de hiç acımadı anla, her istediğimi istediğim anda yapamadığım için milyonlarca kez şükrettim tanrıya ki eğer varsa... çünkü biliyorum eğer istediklerimi yapabiliyor olsaydım,  tek isteğim diğer insanların (istisnasız hepsinin) yüzüne "saldırganlık ve cinsellikten ibaret değilsin ama sanırım fazla da yol katedememişsin" diyebilmek olurdu :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3421113022056736146?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3421113022056736146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/0222.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3421113022056736146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3421113022056736146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/08/0222.html' title='02:22'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5406183944673037017</id><published>2010-07-30T03:39:00.002+03:00</published><updated>2010-07-30T03:46:28.648+03:00</updated><title type='text'>kutsal sidik yarışı</title><content type='html'>Zeka takıntısını anlamakta güçlük çekmekteyim. Neden insanlar zeki olmaları gerektiğini düşünürler? Neden ben daha zekiyim veya daha zeki olmalıyım peşinde sürüklenip de midelerini kramp manyağı yaparlar?&lt;br /&gt;Aslında dost muhabbetinde gereksizdir, çünkü iki ihtimal vardır zati. Ya dostunuz sizin kapasitenizin farkındadır ve olay geyiğe dönüşür zararsızından, ya da ufak tefek kalp kırıklıkları ve özürler ile hallolur tüm kul hakları&lt;br /&gt;Ama asıl problem yeni ortamlardadır. Sıçarsın kendini ispat edemezesen. Sanki karşındakiler ulu has haciblerdir, yıllardır senle götünü silmişgillerden. Sanki onlar mükemmeldir sense " bir bok değil" hikayesi. Öylesine kasarsın ki kabullenilmek için gerçekten yorulabilecek her yerin yorulur.&lt;br /&gt;Değer mi ?&lt;br /&gt;ya bi siktirin gidin :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5406183944673037017?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5406183944673037017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/kutsal-sidik-yars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5406183944673037017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5406183944673037017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/kutsal-sidik-yars.html' title='kutsal sidik yarışı'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8565195329612078089</id><published>2010-07-28T00:02:00.002+03:00</published><updated>2010-07-28T00:33:16.077+03:00</updated><title type='text'>yeni hayat</title><content type='html'>Bir düşünsene kendince, kısır ötesi hayal insanı bile olsan, bir kaç anti-depresan hayal iyi gelir. Örneğin bir iş tutsan kendine, şöyle 657 sinden takım elbiseli, 3 maymun olsan and the oscar goes to your ass olsa. Sabah kalksan, kalan dişlerini fırçalasan ve taksitleri hiç bitmeyecek kredilerle aldığın külüstür arabana binip John Lee Hooker dinleyerek işine gitsen. Hiç bir iş arkadaşınla samimi olmasan, kendini tanıtmasan, yaptıkları ve yapabiliriteleri olan hiç bir toplumsal aktiviteye katılmasan. Bazı günler bir Kavaklıdere alsan, gecenin sürprizini yapsan. Cumartesi ve pazarın olsa en kutsalından, havra ya da kilise olmadan. Kutsal cumartesinde yaptırdığınız lahmacundan annene de bırakıp gelsen, pazar pikniğe gidebilsen sarman kedinizi de alıp. Bir gün sadece ikamet etmediğin, huzur da bulabildiğin bir evin olsa, tüm komşulara kapalı ama tüm dostlara açık. Belki bir gün eski çocukları yakalasan, şu mazide kalmış rock parçaları yeniden çalsan, stüdyoda terlesen, ilk kez birinci el bir elektro gitarın olsa, otursan adam gibi sadece müzik yapmak için çalışsan. Belki kimbilir sahneye bir kez daha hatta bir kaç kez daha çıkabilsen, insanlarla birlikte "güneşimden kaç" diye bağırabilsen, bateristle birlikte yeniden yeniden başlayıp yeniden yeniden bitirebilsen. Bir kez daha hatta bir kaç kez daha gülümseyebilsen, o anlarda hep zamanı durdurabilip yaşlanmasan, yaşlarının alıp götürdüklerini ondan çalıp kaçsan, nasıl olsa seni bulabileceği bir hüzün anına kadar ondan saklasan.&lt;br /&gt;Bir yağmur olsa, sadece hafifçe yağsa, serinlik çökse bedenine, ıslansan saklanacak bir yer aramayacak kadar.&lt;br /&gt;Güzel olurdu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8565195329612078089?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8565195329612078089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/yeni-hayat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8565195329612078089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8565195329612078089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/yeni-hayat.html' title='yeni hayat'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-1808185450531152766</id><published>2010-07-11T23:32:00.003+03:00</published><updated>2010-07-12T00:09:24.694+03:00</updated><title type='text'>hiç durmadı zaman</title><content type='html'>6 aydan fazla oldu. Yanı başımda duran bilgisayar bin ışık yılı uzakta idi sanki şarkıda olduğu gibi. Ne değişti diye düşünmeden edemiyor insan. 2 gün sonra 6 yıldır yaşadığım bu kentten ayrılıyorum. Bir daha da gel(e)mem herhalde. İşimden istifa ettim. Saçlarımı kestirdim. Kpss denen saçma sınava hazırlandım. Sigarayı bıraktım. Bir ara kitaplara verdim kendimi. Sigaraya başladım.&lt;br /&gt;Farkettim ki insan kendini öyle kolay çıkaramıyor çemberinden. Kısır döngüler içinde dönüyor özgür olmadığı sürece. Kusmuk dünyanın içindeki az çiğnenmiş leblebisel bir vatan toprağında dünyaya gelmişlik döngünün yörüngesini belirledi. Ya başkaları için yaşayacaksın ya da başkalarının yaşamına imrenerek.&lt;br /&gt;Kendi felsefeni unuttukça rahat edeceksin. Kırmızı çizgilerinin üzerine asfaltlar dökülecek başkaları yaşadıkça. Her yeni gün yeni gündemlerle üzerine gelecekler. Tüm kutsallarına dil uzatıp dalga geçecekler. Midene kramplar, başına ağrılar girerek çekeceksin bu rezaleti.&lt;br /&gt;"Cesaret babından ikmale kaldım"&lt;br /&gt;Yeni başlangıçlar adına eskiyi silip gitmek gerek. Tam anlamıyla silmek. Tek bir harfi, tek bir silüeti kalmadan. En acısı, aynı frekansı asla yakalayamayacağım bir güruh ile zehir ettim bunca zamanı.&lt;br /&gt;Yeni Başlangıçlara...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-1808185450531152766?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/1808185450531152766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/hic-durmad-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/1808185450531152766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/1808185450531152766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2010/07/hic-durmad-zaman.html' title='hiç durmadı zaman'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3776486780294033588</id><published>2009-12-02T03:03:00.002+02:00</published><updated>2009-12-02T03:17:14.736+02:00</updated><title type='text'>:)</title><content type='html'>internet saçma bir icat, biz çok benimsedik o kadar&lt;br /&gt;her birimiz ismini cismini bilmediğimiz deryalarda kaybolduk...&lt;br /&gt;yürekten sandık, düşüncelerini önümüze halı gibi serenin, bilmiyorduk oysa kendi bokunda boğulduğunu kelimelerini kurşun gibi seçen insan müsveddesinin...&lt;br /&gt;ne denir ki şimdi "sen hiç gerçekten hissetiklerini yazdın mı ?"&lt;br /&gt;yok! ne gezer... gerçek güneşin üzerine düşeni yapacağıdır, gerçek yarının bugünden daha güzel olmayacağıdır, gerçek giydiğin kıyafetin bile sana düşman olabileceğidir...&lt;br /&gt;ve gerçek tuvalette damlayan musluktur; ritmi kaçırmadan, bir bateristten daha iyi şekilde...&lt;br /&gt;gerçek en temiz duygularına katışıksız bir piçin tecavüzüdür...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3776486780294033588?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3776486780294033588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/12/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3776486780294033588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3776486780294033588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/12/blog-post.html' title=':)'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5484593385672864258</id><published>2009-11-29T16:11:00.002+02:00</published><updated>2009-11-29T16:15:27.159+02:00</updated><title type='text'>meslek liselerine haksızlık yapıldı diyen arkadaşlar bu yazılara bir baksın lütfen</title><content type='html'>evet meslek liselerine yapılan uygulamalar hoş değil, tıpkı köy enstitülerinin kapatılması gibi. fakat imam-hatip li arkadaşların veya ilahiyat mezunlarının çıkıp da "bize haksızlık ediliyor" demesi de ayrı bir haksızlık... sadece aşağıdakileri incelesinler ve adreslere gitsinler. üstelik bu kayıtlar son 3 yıl için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KPSS 2007/5 yerleştirme işlemleri devam ederken, Diyanet İşleri Başkanlığı yeni bir alım ilanı daha yayımladı. Yayımlanan ilanlara göre 4/B’li statüde çalıştırılmak üzere, 2500 &lt;a href="http://ilan.memurlar.net/ilan/3878/"&gt;Kur’an Kursu Öğreticisi&lt;/a&gt;, 6000 adet de &lt;a href="http://ilan.memurlar.net/ilan/3879/"&gt;İmam Hatip&lt;/a&gt; alınacaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vatan.wordpress.com/2007/07/02/diyanet-isleri-baskanligi-duyuru-sozlesmeli-6000-imam-hatip-ve-2500-kur%e2%80%99an-kursu-ogreticisi-alimi/"&gt;http://vatan.wordpress.com/2007/07/02/diyanet-isleri-baskanligi-duyuru-sozlesmeli-6000-imam-hatip-ve-2500-kur%e2%80%99an-kursu-ogreticisi-alimi/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Biyoloji (44 kişi – 89 puan),&lt;br /&gt;* Coğrafya (365 kişi – 76 puan),&lt;br /&gt;* Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (1315 kişi – 72 puan),&lt;br /&gt;* Felsefe (54 kişi – 84 puan),&lt;br /&gt;* Fizik (17 kişi – 91 puan)&lt;br /&gt;* Kimya (34 kişi – 90 puan),&lt;br /&gt;* Matematik (34 kişi – 93 puan),&lt;br /&gt;* Tarih (160 kişi – 83 puan),&lt;br /&gt;* Türk Dili ve Edebiyatı / Dil veAnlatım / Türk Edebiyatı (415 kişi – 81 puan),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit bir hesapla (44+365+54+17+34+34+160+415)=1123 &lt; 1315&lt;br /&gt;Yani liselere alınan matematik-fizik-kimya-biyoloji-türkçe-tarih-coğrafya-felsefe öğretmeni sayısı din kültürü öğretmeni sayısına yetişemiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://agsl.wordpress.com/2007/08/22/ogretmen-atamalari-yapiliyor-branslar-kontenjanlari-ve-taban-puanlari-soyle/"&gt;http://agsl.wordpress.com/2007/08/22/ogretmen-atamalari-yapiliyor-branslar-kontenjanlari-ve-taban-puanlari-soyle/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Şubat 2008&lt;br /&gt;Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu, 4 bin 525 camiye sözleşmeli imam ataması yapıldığını bildirdi&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.memurlar.net/haber/103183/"&gt;http://www.memurlar.net/haber/103183/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ekim 2009&lt;br /&gt;Değerli arkadaşlar bugün il müftülüğüne gittim. önümüzdeki Kpss Kasım Alımında İmam Hatip alımı var mı ve kaçtane diye sordum? Türkiye genelinde bilmiyorum ama bize gelen yazıda İlimize 56 adet kadro vermişler ….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=776948"&gt;http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=776948&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5484593385672864258?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5484593385672864258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/meslek-liselerine-hakszlk-yapld-diyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5484593385672864258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5484593385672864258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/meslek-liselerine-hakszlk-yapld-diyen.html' title='meslek liselerine haksızlık yapıldı diyen arkadaşlar bu yazılara bir baksın lütfen'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-2403611709867257300</id><published>2009-11-29T15:12:00.003+02:00</published><updated>2009-11-29T15:21:42.592+02:00</updated><title type='text'>isteyen istediğini çıkarabilir</title><content type='html'>diyalog kurabildiğini sanabilenler ve bir cümle daha fazla söylediğinde kendini üstün zannedenler içindir&lt;br /&gt;"Kendinizi öldürtmeniz için bir grup manyağın arasına dalıp hepsinin annesine oral seks yaptırdıktan sonra kırbaçlamak istediğinizi söylemeniz yeterli olurdu. Ve ağzınızdan kopan sözleri yanlışlıkla söylemiş de olabilirdiniz. Diliniz sürçmüş olabilirdi, o insanların lisanlarına hâkim olamadığınız için cümleyi yanlış kurmuş da olabilirdiniz. Ama yok ! Karşınızda ağzınızdan çıkan her sese bir anlam vermek için yanıp tutuşan bir GERİ ZEKÂLI sürüsü varken böyle bir ihtimal olamaz onlar için."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-2403611709867257300?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/2403611709867257300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/isteyen-istedigini-ckarabilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2403611709867257300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2403611709867257300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/isteyen-istedigini-ckarabilir.html' title='isteyen istediğini çıkarabilir'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-1361641961253830092</id><published>2009-11-24T23:53:00.002+02:00</published><updated>2009-11-25T00:14:26.957+02:00</updated><title type='text'>olsa olsa piç bunlar</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;em&gt;inandığıma inanmaman hiç bir şekilde sorun değil, inanmanı istemem zaten gerçekten istemezsen... ama sen inandığımdan o kadar çok korkuyorsun ki, dalga geçtikçe, küfür ettikçe kendini bi bok zannediyorsun...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;em&gt;ben senin fikrine ve zikrine saygı duymakla hatamı ettim, içten içe hayvanlar gibi istiyorsun saygınlığı... hatta tüm enerjin bunun için... ne büyük insandı dedirtmek için... halbuki fikirlerinden ve eylemlerinden emin bile değilsin... &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;em&gt;hayatın hiç bir şeyin miladı değil... işte sen bunu algıladığında kendi bokunda boğuluyor olacaksın... köpekler gibi havladığın köşende artık yaşlı bir eşek gibi anıracaksın... seni senden daha inançsız olan orospu çocukları sömürüp duracak ve yokolup gideceksin...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;em&gt;malsın olum sen mal...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-1361641961253830092?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/1361641961253830092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/olsa-olsa-pic-bunlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/1361641961253830092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/1361641961253830092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/olsa-olsa-pic-bunlar.html' title='olsa olsa piç bunlar'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3108204030139898241</id><published>2009-11-22T23:40:00.004+02:00</published><updated>2009-11-23T01:20:19.447+02:00</updated><title type='text'>22 kasım 2009-friendfeed'den daha faydalı olabilecek 100 şey</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;daha faydalı olabilecekler:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;1-çay içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;2-sigara içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;3-bira içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;4-gitar çalmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;5-bulaşık yıkamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;6-gözünü oyacak bir karga beslemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;7-tavla oynamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;8-kısır yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;9-tuvalete gitmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;10-farmville'de başkasının kurtardığı çirkin ördeği yakalamaya çalışmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;11-çıkmış öss sorularını çözmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;12-çıkmamış öss sorularını tahmin etmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;13-kinder bueno yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;14-kitap okumak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;15-dolaşmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;16-bir kaç arkadaş bulup kurban için tosuna girmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;17-tüketici kredisi faiz oranlarını araştırmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;18-sakal traşı olmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;19-meyve yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;20-youtube'a girmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;daha da faydalı olabilecekler:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;21-sevgiliyle öylesine uzanmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;22-kırmızı tuborg içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;23-gitarda parmak açmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;24-anneye sahurluk bir şeyler hazırlamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;25-kayınvalidenin köpeğine alışmaya çalışmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;26-benimo yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;27-tuvalette uyuya kalmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;28-çamaşır makinesinin içindeki çamaşırları sermek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;29-blog okumak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;30-sakal traşı olmamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;31-çekmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;32-simit satmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;33-otomobil kullanmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;34-yeni bir iş bulmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;35-KPSS'ye çalışmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;36-ALES'e çalışmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;37-damlayan muslukların contalarını değiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;38-lüzumsuzsa söndürmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;39-angora tavşanı yetiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;40-arkadaşlarla telefonda görüşmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;daha daha faydalı olabilecek şeyler:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;41-sevgiliye onu çok sevdiğini söylemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;42-rakı içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;43-çiğköfte yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;44-kedi beslemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;45-uyumak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;46-saçı sakalı salmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;47-arkadaşlara telefonda küfretmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;48-eski ampulleri tasarruflu ampullerle değiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;49-gitarın tellerini değiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;50-ödünç verdiğin pedalını geri almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;51-KPSS'ye çalışmamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;52-blog yazmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;53-Beşiktaş'ın gollerini yeniden izlemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;54-tuvalette uyuya kalmamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;55-yeni iş bulma fikrinden vazgeçmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;56-duş almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;57-yoga yapmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;58-prison break izlemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;59-eti cin yemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;60-2. el araba araştırmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;faydalı olması kuvvetle muhtemel şeyler:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;61-sevgilinin dudaklarından öpmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;62-absolut içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;63-yakın tarih ve siyastten uzak durmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;64-tayyip'i şizofreni ürünü varsaymak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;65-lost'un 6. sezonu başlamadan ilk beşi yeniden izlemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;66-bir boss gt-8 almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;67-ab-rocket ile bir kaç mekik hareketi yapmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;68-kuşağını öğrenmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;69-pozisyonuna girmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;70-lik yeni rakı biriktirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;71-hiç bir sınava çalışmamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;72-fenere küfretmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;73-işten kovulmamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;74-büyüklerini saymak, küçüklerini sevmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;75-yazıcının tonerini değiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;76-bilgisayara sahte olmayan yazılım yüklemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;77-interneti kestirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;78-çaldırıp karşıdakinin aramasını beklemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;79-arabayla yolun sağından gitmek, önü arkayı sağlama almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;80-yürüyeceksen yolun solunu tercih etmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;kesinlikle daha faydalı olabilecek şeyler:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;81-aşkını canlı tutmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;82-bir ibanez almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;83-malibu içmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;84-diş fırçalamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;85-tayyip'i görmemek, duymamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;86-bankalara güvenmemek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;87-şehir değiştirmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;88-tatilin keyfini çıkarmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;89-alışkanlıklardan kurtulmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;90-birlikte çalabileceğin birilerini bulmaya çalışmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;91-balık avlamayı öğrenmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;92-yüzmeyi öğrenmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;93-çaldıranları aramamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;94-mezar ziyaretine gitmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;95-mezar ziyaretinden sağ salim geri dönmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;96-tabları yazıcıdan çıkarmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;97-kitap projesi için bir şeyler yapmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;98-gelecek ay için bir ödeme planı yapmak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;99-ehliyeti almak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;100-saçmalamamak&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3108204030139898241?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3108204030139898241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/22-kasm-2009-friendfeedden-daha-faydal.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3108204030139898241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3108204030139898241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/22-kasm-2009-friendfeedden-daha-faydal.html' title='22 kasım 2009-friendfeed&apos;den daha faydalı olabilecek 100 şey'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-231999201336745835</id><published>2009-11-17T23:33:00.002+02:00</published><updated>2009-11-17T23:46:13.367+02:00</updated><title type='text'>sisteminiz risk altında olabilir</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwMZjh0bcNI/AAAAAAAAAFk/NnawPvf1wKM/s1600/fightclub.jpg"&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405192075939115218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwMZjh0bcNI/AAAAAAAAAFk/NnawPvf1wKM/s320/fightclub.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;Uzun süredir "fight club" ı yeniden ne zaman izlemem gerektiğini düşünüyordum. Doğru zaman bu imiş&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;İnsan kendi mucizesine inanmalı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;Çünkü biliyoruz ki;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her ödediğimizde yeni bir fatura çıkacağını&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;saçımız olduğu sürece kırıklarının da olacağını&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her "son" dediğimizde aslında bunun bir başlangıç olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her rüyamızın aslında biraz gerçek olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her ciddiyetimizin biraz gerzek olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her adımımızın bizi başlangıca yaklaştırdığını&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her gayretimizin kendimizi bitirmeye yönelik olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her yanlışımızın aslında çarpıtılmış doğrumuz olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;her sevdiğimizin aslında bize çok uzak olduğunu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;nefes aldığımız sürece mitokondrilerimizin biraz daha yorulacağını&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;ve her nefeste biraz daha azaltacağımızı oksijeni&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-231999201336745835?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/231999201336745835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/sisteminiz-risk-altnda-olabilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/231999201336745835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/231999201336745835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/sisteminiz-risk-altnda-olabilir.html' title='sisteminiz risk altında olabilir'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwMZjh0bcNI/AAAAAAAAAFk/NnawPvf1wKM/s72-c/fightclub.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-314097891382734826</id><published>2009-11-15T22:37:00.002+02:00</published><updated>2009-11-15T23:12:13.118+02:00</updated><title type='text'>kıyılmış kalpler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwBuozcoEWI/AAAAAAAAAFU/x_EC-GY6mxc/s1600-h/yavuz3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404441200128692578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwBuozcoEWI/AAAAAAAAAFU/x_EC-GY6mxc/s320/yavuz3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Keşke kelimesinden nefret ediyorum. En çözülmezindeyim desem yeridir hayatımın. İlk değil bu ama çok zor. Ben tek keşke hakkımı "Keşke hiç olmasaydım" dan yana kullanıyorum. Varlığımla mutluluğa boğamadığım tüm tanıdıklarım hepinizden çok özür diliyorum. Bana haddimi bilmem gereketiğini her fırsatta hatırlatan hayatım; müteşekkirim. Ne de olsa sana karşı dimdik durmaya çalışmak; yörüngesinden ayrılan bir gezegeni yeniden yörüngesine oturtmaya kalkışmakla bir. Ruhumda hissettiğim azap; savaşta tüm ailesini bir anda kaybetmiş küçük bir çocuğun azabına eşdeğer. Aç değilim belki, açıkta da değilim; ama o kadar üzgünüm ki. Belki diye bir şey bile yok artık benim için. Çünkü beklemekten çok yoruldum, düzelmesini ummaktan. En kötüsü düzeleceğine inanmıyorum artık. İnsanın inancını kaybetmesi ne kötü&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-314097891382734826?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/314097891382734826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/kylms-kalpler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/314097891382734826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/314097891382734826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/kylms-kalpler.html' title='kıyılmış kalpler'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SwBuozcoEWI/AAAAAAAAAFU/x_EC-GY6mxc/s72-c/yavuz3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8756696181160643220</id><published>2009-11-04T20:32:00.002+02:00</published><updated>2009-11-04T21:26:38.769+02:00</updated><title type='text'>bıktım bu yolda koşmaktan, kupkuru kalabalıktan</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SvHVXH28KkI/AAAAAAAAAFE/CYNpYt--fNo/s1600-h/karakalem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400332021417126466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SvHVXH28KkI/AAAAAAAAAFE/CYNpYt--fNo/s320/karakalem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bir akşam vakti yine Domatesya'da...dünkü maç yenilgisinden sonra pek niyetli değildim sabah işe gitmeye. her zamankinden biraz daha hevessiz uyandım. 10 dakikalık rutin sigaralı tuvalet olayı. ve bir şeyler yedim ki yeniden sigara içebileyim. minibüse bin, işyerine yakın durakta in. kapıdan gir içeri, mutfağa yönel çayını al. zil çalsın derse gir. günaydınına karşılık "hocam sizi gördüm moralim düzeldi, dün akşam soru çözdüm maçı izlemedim. bir de açtım ki 3-0 yeniliyor sizin takım. çok güldüm, çok sevindim." gibisinden aptal bir karşılık al. gel de sen bu zihniyete yağ asitlerinin karboksil gruplarından bahset, ya da ne bileyim proteinleri DNA nın şifrelediğini anlat. sanki golleri kendi takımı atmış, hayır ondan öte sanki kendisi atmış gibi bir sevinç...&lt;br /&gt;karşılığı da ağır oldu tabi. "canım sen hala zekan ile arana belli bir takip mesafesi koyuyorsun, izin ver de olması gereken yere yetişsin" tarzında. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;neyse zaman geçer öğle olur, direksiyon dersine gideriz. çamurlu pistte bir iki istop ettiririz arabayı, hafiften keyifleniriz... fakat bu kez de yaşının 25 üzerinde olduğunu tahmin ettiğim kurs arkadaşımız "siz çok sürdünüz, ben az sürdüm. yok efendim en son ben süreceğim" gibisinden embesilane laflar eder. dönüp birbirimize bakarız hanımla bu laftan sonra uzaylı görmüş gibi ve gülümser geçeriz. içten içe gıcık oluruz, lakin susmak daha uygundur bu durumda. ha erdemden değildir susmamız veya anlamasını beklediğimiz için değil. gerçekten daha önemli şeyler vardır yapmamız gereken. döneriz geliriz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yeniden dönünce iş yerine sanki herkes beni bekliyormuş gibi üzerime üzerime gelirler. sanki ben olmasam bütün işler aksayacakmış gibi. biri sınavda çıkan sorusunu çözdürme derdindedir, diğeri iki gün sonra olacak yazılısının. birinin velisi gelir o saatte, kiminin delisi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;saati akşam 7 edersin de bunları memnun edemezsin velhasıl. dönüş minibüsünde arka koltukta bir telefon bulursun, sahbinin aramasını beklersin yol boyunca... aramaz,çaresiz minibüs şöförüne teslim edersin içindeki şüphelerle birlikte...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;eve gelirsin "başbakan aşı olacak mı olmayacak mı" yı seyredersin uzun uzadıya. daha sonra 30 saniyeliğine kanser hastası olan bir gencin cumhurbaşkanı affıyla çıkıp çıkamayacağını cezaevinden...aklına tecavüz ettiği kızı öldürüp bir kaç ay yatıp çıkanlar, gasp yapıp anında çıkanlar, terörist olup hiç yatmayanlar gelir küfredersin, ama laf etmezsin yine bilrisin düzelmeyeceğini. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;elektrik faturanın yaklaşık iki katına çıktığını farkedersin aynı miktar kullanmana rağmen... azeri boru hattını bi tarafında hissedersin o anda... baldo pirinç ile altın arasındaki rekabeti izlersin masumane gözlerle ve GDO tartışmaları içinde bulursun tarım ülkeni... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;neyse...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8756696181160643220?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8756696181160643220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/bktm-bu-yolda-kosmaktan-kupkuru.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8756696181160643220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8756696181160643220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/bktm-bu-yolda-kosmaktan-kupkuru.html' title='bıktım bu yolda koşmaktan, kupkuru kalabalıktan'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SvHVXH28KkI/AAAAAAAAAFE/CYNpYt--fNo/s72-c/karakalem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-4149647564505259620</id><published>2009-11-02T18:40:00.002+02:00</published><updated>2009-11-02T18:52:10.830+02:00</updated><title type='text'>....</title><content type='html'>tartıştım ne olduğunu, neden tartıştığımı bile bilmeden. anlamadan tıpkı onun gibi. acaba o da bana haksızlık ettiğinde şu an çektiğim vicdan azabını çekiyor mu? neden yaptığını düşünüyor mu acaba. neden haklı olduğunu düşünüyor ki zamanla haksız olduğunu kendinin de anlayacağı bir tartışmada. rahatlık dürtüyor desem hayır, sırf gıcıklık olsun diye diyecem o da değil. ölümden korkuyor desem;  hepimiz ölecez nasılsa.&lt;br /&gt;bir sabaha tartışma ile başlarsan günün bok oluyor, anladım bunu. uzun zaman oldu mutlu uyanamayalı, mutlu uyuyamayalı. bir insan huzurdan başka bir şey istemez ki. huzur bulamayınca istediği hiç bir şeyi doğru dürüst yapamaz ki. enerjisini toplayamaz ki, yaratıcı olamaz ki, kimseye yararlı olamaz ki en başta kendine.&lt;br /&gt;ne yapmalıyım bilemiyorum ki. bana ve çevresindekilere davrandığı gibi davrandım bugün ona ve içim çok tuhaf bir burukluk içinde.&lt;br /&gt;neden insanlar kafalarında bir takım kurgular kurar ve bunlara inanır ki? neden insan çevresindekileri huzursuz etmek için ilginç yollar dener ki? neden bir insan kendini sevenleri kendi kendini aç bırakarak, gurur yaparak, ters ve ağır laflar ederek üzer ki?&lt;br /&gt;umarım yaşlanınca senin bana yaptıklarını ben de (olursa) çocuklarıma yapmam&lt;br /&gt;yaşamak çok zor, gülümseyerek yaşamak ise imkansız&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-4149647564505259620?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/4149647564505259620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4149647564505259620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/4149647564505259620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/11/blog-post.html' title='....'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7348333390654821687</id><published>2009-10-28T01:03:00.003+02:00</published><updated>2009-10-28T01:20:12.329+02:00</updated><title type='text'>Ksilem= Odun Borusu</title><content type='html'>hani vardır ya bazen ne yaptığına ne yapıldığına hakim olamazsın ya...hakim olmak istersin de nah olursun ya. aslında herkes bir yol çizmiştir varlığını umursamadan, nefesinle ne miktar oksijen tüketeceğini hesap etmeden.&lt;br /&gt;işte o zamanlarda hep gıcık olurum. ama gıcık olmam bile incitmedendir benim. bi incitirsem ana-avrat düz giderim. hiç gitmedim ya millet de gitmem sanar...&lt;br /&gt;bilir ki millet ayrıca bilir de kişidir bu güne değin yemiştir beni, çatır ve de çutur ses çıkaran arka fonlarda yemiştir hakkımı... bense ben olmak uğruna tek bir efekt belirtisi koymamışımdır ortaya&lt;br /&gt;ne yazık! ya ne kadar insandır ki bunlar? insanlığında içine sıçmaktan geri kalmayacağım bir yerdeyim vesselam... ama&lt;br /&gt;ya ne mesaj ne de başka bir şey... madem acımı hissetmek istedin... soyun, karın içine yat... sonra don ama belli etme... sonra öl ama belli etme... sakın belli etme sevdiğini sevildiğini...&lt;br /&gt;çünkü nasılsa senin sevdiğin bir oruspu olacaktır sen de bir piç o kadar işte&lt;br /&gt;vay anasını be tanrı dışında hiçbiriniz yoksunuz ve olmadınız da...&lt;br /&gt;yaşattığınız zulümden dolayı hepinize nasıl müteşekkirim bir bünyem bilir ki artık harap...&lt;br /&gt;hep birlikte az zamanda da çok zamanda da hep zırvaladınız bense izledim. malsınız illa yüzünüze mi söyleyeyim. ben olmasam hanginizin zerre değeri olurdu ki&lt;br /&gt;aynı şeyi düşünmeyen hanginiz ki :)))))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7348333390654821687?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7348333390654821687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/10/ksilem-odun-borusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7348333390654821687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7348333390654821687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/10/ksilem-odun-borusu.html' title='Ksilem= Odun Borusu'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7295582697642292901</id><published>2009-10-11T19:08:00.004+03:00</published><updated>2009-10-11T20:05:33.444+03:00</updated><title type='text'>eksikliklerin memleketi</title><content type='html'>&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;Bilmem kaçıncı namussuz-şerefsiz partisi kurultayı parti lideri konuşmasıdır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;"Hepiniz üreyin uleyn, 3 çocuk yapın. Bakın biz 3. köprüyü yapıyoruz ona göre. Ayrıca haydar dümen' siz Domatesya eksik kalır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;Domuz gribi olmak istemiyorsanız artık çok geç. Aşı olmak isteyen gebe kalsın, yahutta hacı adayı olsun. İşsize veya özel sektörde bugüne dek eşşek gibi çalışana aşı maşı yok. Hastalıksız bir Domatesya eksik kalır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;Evet işte böyle açılım yapalım, gerekirse götümüzü de açalım amerika rahat girsin ama başımızı kapatalım. Bulgaristan' da televizyon kapatılırken, almanya' da diri diri yakılırken, dünyanın her yerinde dilenci, hırsız, barbar olarak bakılırken avrupa birliğine girmek için durmak yok satmaya devam... Memleketi, taşını, toprağını, denizini, ağacını, namusunu, şerefini satalım. Satılık olmayan bir Domatesya eksik kalır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;Ben ezelden beridir el etek öper kıç yalarım. Zamanında şeyhlerin, mollaların az kıçını öpmedim. Şimdi amerika nın kıçından bal damlıyorsa yalamaktan, avrupanın elinden öpmekten kaçınmam. Yalakalık olmayan, dalkavuksuz bir Domatesya eksik kalır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;Şimdi eğer Domatesya halkı eşekse, kimse çıkıpta "lan bu ibneler bizi kandırıyor, kıçımızdaki donumuzu bile alıyor, yeter artık" demiyorsa durmak yok çalmaya devam. Değerli kurmaylarım, kıç yalayıcılarım, milletin vekilleri; eşinizi, dostunuzu devletin kadrolarına yerleştirin ama dikkat edin en az sizin kadar orospu çocuğu olsunlar. Her türlü pisliği yapabilsinler, analarını bile satabilsinler çünkü orospu çocuklerı tarafından yönetilmeyen bir Domatesya eksik kalır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#66ffff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7295582697642292901?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7295582697642292901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/10/eksikliklerin-memleketi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7295582697642292901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7295582697642292901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/10/eksikliklerin-memleketi.html' title='eksikliklerin memleketi'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-6902577314007645</id><published>2009-09-28T22:19:00.006+03:00</published><updated>2009-09-28T22:58:35.369+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıcık oldum'/><title type='text'>bıktım bu "nurcu" milletinden</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SsET302RbTI/AAAAAAAAAE8/1QKTPbi8Z7k/s1600-h/f.g..jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386608479111834930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 225px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SsET302RbTI/AAAAAAAAAE8/1QKTPbi8Z7k/s320/f.g..jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bu milleti anlamak mümkün değil, hani kıçını yırtsan parça kırsan bu dengesizlikleri çözemezsin. zekası kendisini, çağı ve de insanlığı çok gerilerden takip eden gereksiz bünyelerle dolmuşta taşmış Domatesya' mın iç bölgesinin üst kısmında kalan salak bir kentinde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu kentte girersin dükkanın birine selam verirsin alınmaz, minibüsten inerken "iyi akşamlar" dersin ters ters bakışlara maruz kalırsın. bu memlekette birine günaydın dediğinde sefil muamelesi görürsün. millet sana hep uzaydan gelmişsin gibi bakar, bir de öyle bir bakış atarlar ki sanki az önce annesiyle cinsel temas yaşamışsın, bacısını kötü yola düşürmüşsün, kendisini uyuşturucuya alıştırmışsın gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu memlekette yüz kişi başına bir cami düşer. cami cemaati desen dedikodudan başka bir şey bilmez. başını örtenler namusunu temize çıkarmış kendini sağlama almıştır, açık olanlar zaten potansiyel "kötü kadın" muamelesine maruzdur&lt;/div&gt;&lt;div&gt;öyle bir yerdir ki burası hâlâ deniz fenerine bağış toplanabilmektedir. fetonun müritleri şehri iyiden iyiye etkisi altına almaktadır. aradan olanları toplamakta neye hizmet ettiklerini bilmedikleri bir hizmet işi içine sokmaktadırlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendilerine yurtlar, özel okullar, dershaneler, abi abla evleri açıp sözde dine hizmet ederlerken, insanlıktan olan bir gıdım nasiplerini de kaybetmektedirler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hoş görüden, iyi niyetten, insanlıktan çok uzakta bir yerde olan bu tiplemeler dünyanın dedikodusunu yapmakta, kendilerinden başka tiplemeleri dinsiz olarak nitelendirmekte ve istedikleri gibi at koşturmakta hiç bir sakınca görmemektedirler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;eee nolacak ki başta başbakan olmak üzere bu tiyniyettekiler zaten insanları ayırmaya, birbirine düşürmeye, iyi olan tüm niyetleri tüketmeye, kendi çıkarları dışında hiç bir şey düşünmemeye and içmiş gibidir. bu nedenle dini siyasete alet eden ve bundan çıkar sağlayan herkesin gelmişini geçmişini ve yedi sülâlesini yâd ederim. bunlar bu riyakârlıkla cennete gidecekse cehennemde yanmayı tercih ederim&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-6902577314007645?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/6902577314007645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/bktm-bu-nurcu-milletinden.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6902577314007645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6902577314007645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/bktm-bu-nurcu-milletinden.html' title='bıktım bu &quot;nurcu&quot; milletinden'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SsET302RbTI/AAAAAAAAAE8/1QKTPbi8Z7k/s72-c/f.g..jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-3274045029670731205</id><published>2009-09-25T00:16:00.003+03:00</published><updated>2009-09-25T00:55:25.015+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelişme'/><title type='text'>feed to black</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrvqfMjwnRI/AAAAAAAAAE0/qQDXYCNqBbI/s1600-h/beyin1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385155601119616274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrvqfMjwnRI/AAAAAAAAAE0/qQDXYCNqBbI/s320/beyin1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;gel gör ki yaz mevsimleri unutturur bazı gerçekleri, erken kalkmak ve daha kötüsü erken yatmak gerektiğini. kış ile birlikte bilimum soğuk kanlı ve bazı sıcak kanlı hayvanat uykunun en kıdemlilerine dalarken insanoğlunun mutlak çalışması, mesafe katetmesi, içten içe terlemesi gerekir. kış uykusuna dalan bu hayvanat yaza kadar sessizliğini kouyacakken, homonidae familyasının homo cinsine ait sapiens tür epitetli bir başka grup ise tüm hayatını uykuda geçirecektir. buradaki uyku görecelidir.aslına bakarsanız beden tüm işlevlerini yerine getirmekte, solunum dolaşım, boşaltım gibi hayatsal faaliyetler devam etmektedir. fakat denetleyici ve düzenleyici sistemler yaşamın gerçek hakkını vermemektedir. corteks cerebri bir düşünce, hafıza merkezi olmaktan çıkmış, tamamen mal, mülk, seks derdine düşmüş vaziyettedir. bir kısım homo sapiens maslovun hiyerarşisinn birinci bilemedin ikinci basamağında sürünürken; sözde aşmış entelektüel tiplemeler pipileri veya kukularıyla kafayı yemiş vaziyettedirler. göbekleri şişmiş vaziyette hayatın kendince tüm zevklerini almış bu gereksiz bedenleri sözümona bok çuvalını andırmaktadır ve kendi pisliğinde boğulmaktadır&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;bu kozmopolit toprak parçası (domatesya) üzerinde yüzlerce ayrı silinmişlik, yokolmuşluk, bezmişlik, hor görülmüşlük ve satılmışlık varken; aynı zamanda yüzlerce türlü fahişelik, görmemişlik, şerefsizlik ve israf mevcuttur. bir yanda kendi türüne yaptığı eziyetle artık tatmin olamayıp farklı hayvanlara işkence yapmayı seçen bir piçler ordusu, diğer yandan götünü oturduğu sandalyeden kaldırmadan devrim yapmayı düşünen bir lümpen ordusu.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;bir yandan hiçbir şeyle mutlu olamayıp kendini kılıktan kılığa sokan bir sünepe ordusu, bir yandan isyan etmeyip davar gibi otlatılan bir gariban (!) ordusu&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;bir yanda bilmem ne bokun sanatını icra ettiğini sanıp, onun bunun altına yatan bir sülük ordusu, &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;diğer yandan bunları ayakta alkışlayan kıçında donu olmayan salak kitle&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;bir yanda &lt;span style="font-size:78%;color:#00cccc;"&gt;AŞK-I MEMNU&lt;/span&gt;nlar, diğer yandan bunu seyredebilen mideler. bir musluktan hep kir akmak zorunda sanki. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;bir yandan bunları bilmenin ızdırabı, diğer yanda öne sürdüğün mazeretler.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-3274045029670731205?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/3274045029670731205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/feed-to-black.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3274045029670731205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/3274045029670731205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/feed-to-black.html' title='feed to black'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrvqfMjwnRI/AAAAAAAAAE0/qQDXYCNqBbI/s72-c/beyin1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-5462283802965750869</id><published>2009-09-20T17:54:00.003+03:00</published><updated>2009-09-22T03:06:50.065+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part seven</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Domatesya' da başkadır bayramlar...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Mutludur tüm yaratıklar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Çünkü herşey yolundadır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Hayat bildiğin süt limandır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;İşçilerin yüzünde güller açar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Hepsi avans almışlar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Bayram arefesinde&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Doludur tüm mutfaklar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Çiftçilerin kıçı tavana vurur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Cepler hep doludur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Analarını da alıp giderler tarlaya&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Analar da oldukça mutludur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Çocuklar bayram da coşarlar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Karınları hep toktur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Hepsi güven içinde &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Sokakta yaşamazlar, sadece oyun oynarlar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Domatesya' da işsiz insan yoktur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Bakımsız insan vardır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Yemek, içmek bedava olup&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Herkesin gözü gönlü toktur&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Domatesya' da dilencilik yapılmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Paraya pula ruhlar satılmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;İnsanlar hep haysiyetlidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Kömürle, makarnayla göz boyanmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Domatesya' da herkes eşittir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Asla haksızlık olmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Siyasetçiler hep dürüsttür&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Asla milleti kandırmaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Öğrenciler müthiş mutludur&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Harç parası olmayıp yurtlar ucuzdur&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;İnsanlar bekâra ev verirler&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Ev sahibinin Almanya'da akrabası yoktur&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Domatesya' da intihar olmaz,&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Cinayetse asla&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Millet barış içindedir&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;Farklılıklarsa renktir&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;Domatesya' daki akli dengesiz&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;Daha kaç bayram kıçımızda patlar kim bilebilir? rahmetlinin dediği gibi "kimi 5 kuruşun peşinde, kiminin keyfi yerinde..."&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ffff00;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-5462283802965750869?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/5462283802965750869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-seven.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5462283802965750869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/5462283802965750869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-seven.html' title='part seven'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-2853596758923729213</id><published>2009-09-18T20:04:00.003+03:00</published><updated>2009-09-18T20:48:47.786+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part six</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrPHyCGtuII/AAAAAAAAAEs/TVqTdHhK-OA/s1600-h/572-Pic.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382865642010294402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrPHyCGtuII/AAAAAAAAAEs/TVqTdHhK-OA/s320/572-Pic.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kız kesmek için testere 10 lira. kesilen kızı koyacak gitar kılıfı 20 lira. 6 ay polisten saklanmak için abdurrahman diye biri 50 lira. satılık avukat 100 lira. sucuk-ekmek paha biçilemez&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Domatesya' da hiç bir suçlu adaletin pençesinden kurtulamaz. Lakin adalet mutlaka pençeli bir hayvandır. adaletten korkulur ona güvenilmez. doğru bağlantıları kuran Domatesya ahalisinden bir kişi okuma-yazma bilmesi kaydıyla, konuşmayı bilmese de rahatça vali olabilir&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yeter ki abdestimiz kaçmasın. yeter ki deve kurban edebilelim hava alanlarında. Domatesya' da ünlü atşeyinekon davasında içeri alınanlar neden içeri alındıklarını bilmezler. aslında cevap basittir. Domatesya' da dürüst olmak, çalışmak, okumak, öğrenmek gibi şeyler suçtur&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;satılık devlet 10 lira. satılık adalet 20 lira. müebbeti 3 yıla kadar indirmek 50 lira. 5 yıldızlı tutuk evinde bir kaç hafta konaklama 100 lira. keşke onun yerine ben ölseydim yalanı paha biçilemez&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Domatesya' da paranızın olması sizi her türlü pislikten sıyırır. tüm düzen zengin piçlerinin yaşam tarzına göre ayarlanmıştır. bazıları da halkın kendi dangalaklığı yüzünden zenginleşmiş zaman içinde piçleşmiş ve çocuklarına da piçliklerini aktarmışlardır&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;satılık medya 10 lira. satılık köşe yazarı 20 lira. satılık adli tıp 50 lira. satılık anchorman 100 lira. sahte nüfus kaydı ve cüzdanı paha biçilemez&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Domatesya halkı tam salaktır. bir katil çıkar ve "ben 6 aydır güvenlik güçlerinden kaçıyorum, kimsenin yardımı olmadan organik sebze yetiştiriyorum, onlarla besleniyorum, kimse bana yardım etmedi, yataklık eden de olmadı. gelin görün ki bir gün canım sucuk ekmek istedi, avukatıma duman yoluyla ulaştım, çok zekidir, dumanın bana ait olduğunu anladı. yalvardı bana teslim ol diye. başbakan falan da çok ısrar etti. seni bir kaç yılda çıkarırız diye söz verdiler. çok pişmanım keşke ben ölseydim" der. halk acır bu garibana, ne yapmış ki zaten kıskançlıktan olmuş işte,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;neyse &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-2853596758923729213?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/2853596758923729213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-six.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2853596758923729213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2853596758923729213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-six.html' title='part six'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/SrPHyCGtuII/AAAAAAAAAEs/TVqTdHhK-OA/s72-c/572-Pic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-7272140786750132724</id><published>2009-09-16T01:41:00.003+03:00</published><updated>2009-09-18T20:03:44.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part five</title><content type='html'>&lt;em&gt;her şey &lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;GOZ&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-size:78%;color:#ff0000;"&gt;TAZ&lt;/span&gt; bulutuydu hayatla ilgili takıntılar, nefret, yalnızlık, gerçek dostluğu ararken kimseye güvenmemek, kazık atmak ve yemek, her nevi trip ve anlamsız ruh halleri, uçmalar, şizofreni, uyu(ş)tu(ru)cu madde bağımlılığı, sapıklık, alkol bağımlılığı, aile bağları, saygı duyulma ve sevilme isteği, sevilme ve korkulma istemi, kuşak çatışması, mekanikize edilme, politikasızlaştırılma, yangında ilk kurtarılacak madde haline dönüşmemize neden oldu...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;siz hiç kimya dersinde "&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;T&lt;/span&gt;ri &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;N&lt;/span&gt;itro &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;T&lt;/span&gt;oluen" formülünü not ettiğiniz kağıdı dersten sıkldığınız için mektup haline dönüştürüp sınır bölgesinde askerlik yapan arkadaşınıza gönderdiniz mi ?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Domatesya'da kişinin sözünde durması gerekmez. siyasetçilerin lafı zaten it osuruğudur.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"..... için elimden geleni ardımda koymayacağıma, gitarımın üzerine, kötü kedi şerafettin'in üstüne, incirin üstüne, zeytinin üstüne, kaşar peyniri ve bilimum kahvaltılığın üstüne, hepsinin üstüne, hep senin üstüne yemin eder gibi olmakta çalışmaya özen göstermeyi düşünmekte ısrar etmekte bulunmaktayım, sanırım ?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Domatesya ahalisi kıskanç, art niyetli, bencil, riyakâr, karizma delisi, özenti, hasta ruhlu, tembel, uyuşuk, sapkın, yaşam gayesi olmayan ya da yaşam gayesi bomboş olan insanlardır. nerden mi biliyorum? çünkü onlardan(d)ım&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;istifa ettim, etmemi sağladılar. bir adet yavşak okul müdürü, bir adet kendini bilmez ve muhtemelen en çok şu yakışır ki "&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;şerefsiz&lt;/span&gt;" hademe, bir kaç adet koltuklarında oturup kıçlarını büyütmekten başka bir boka yaramayan ne öğretmenliği, ne de yöneticiliği becerebilen &lt;span style="font-size:78%;color:#3333ff;"&gt;KAMU PERSONELİ&lt;/span&gt;, sözüm ona büyük başlar...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Domatesya ahalisi tv izler, şüphesiz iman eder tv'ye ve şekilden şekle girer. öyl ki kendimi bir zamanlar takıldığım ve bir karakter olduğum FRP oyunlarında gibi hissederim genellikle&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-7272140786750132724?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/7272140786750132724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-five.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7272140786750132724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/7272140786750132724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-five.html' title='part five'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-8015700912571587866</id><published>2009-09-14T21:27:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T20:03:44.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part four</title><content type='html'>Şimdi Domatesya'da olmak yoktu anasını satayım... Kaçmak, kurtulmak... Anarya gidip park yapmak ve parkın adını Abdûl Gül koymamak... Gül lokumu yemeyip kolonyasından dökünmemek... Ne olursa olsun iki paket sigaramı içmek ve biralarımı tam zamanında almak...&lt;br /&gt;Şimdi Domatesya'da olmak yoktu anasını satayım... Sevmek, sevilmek... Beşinci boyuta geçip Salih' le karayolunda otostop çekmek... Devlet memuru olup onların deyimiyle "iki rapor çakıp" kaz gelmeyecek yere kesinlikle tavuk göndermemek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesya kavgamın memleketi&lt;br /&gt;her yerinde bir patırtı, kütürtü&lt;br /&gt;yaz sabahlarında mahhalle çocuklarından&lt;br /&gt;"seni anan doğurmamış resmen sıçmış" türküsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesya karabahtlı, öksüz memleketim&lt;br /&gt;ormanları yakılıp, denizlerine bok doldurulan&lt;br /&gt;kocamış kurtları köpeklere maskara olan &lt;br /&gt;sen böyle iken Domatesya, dünya koca bir yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesya hayallerimin katili memleketim&lt;br /&gt;taşların bağlanıpta köpeklerin serbest olduğu&lt;br /&gt;okuyanın cahil zenginin alim olduğu&lt;br /&gt;arayanın sadece belasını bulduğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesya arızaların memleketi&lt;br /&gt;"RE" sel yapan masmavi bir dere&lt;br /&gt;"Mİ" tayyip' in oğlundaki gemi&lt;br /&gt;"FA" tershanede ölen bir tayfa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesya, you are my destiny&lt;br /&gt;My only love and true destiny&lt;br /&gt;Hadi git dereye al yanına testini&lt;br /&gt;yoksa dinletirim Ferdi' nin best of beast ini&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-8015700912571587866?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/8015700912571587866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-four.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8015700912571587866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/8015700912571587866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-four.html' title='part four'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-6811329422999033963</id><published>2009-09-13T22:13:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T20:03:44.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part three</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1clQhIBGI/AAAAAAAAAEU/k-o3F-wRA9Y/s1600-h/wall.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 89px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1clQhIBGI/AAAAAAAAAEU/k-o3F-wRA9Y/s320/wall.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381058924936430690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim memleketin emekçisi bile bir çeşit olmuş, kıçı kalkmış. Telefonla ulaşıyoruz cancağızıma (iki adet hattı var bu arada). "abi bizim bir kör tapa var, onu yerinden çıkarıp bir musluk takacaz" diyorsun."yarın belki uğrarım adres alayım" şeklinde bir cevap alıyorsun. Yarın oluyor, arıyorsun tel kapalı iyi mi.&lt;br /&gt;Domatesya'da yazılı ve yazılı olmayan kanunlar vardır. Örneğin kat malikleri kanunu&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;Madde 45- Herhangi bir bağımsız bölüm maliki; ortak yerler veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçtiğini yahut kendi bağımsız bölümünün durumundan ötürü adı geçen yerlerden yararlanmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.&lt;/em&gt;" &lt;br /&gt;Yani asansör kullanmayan, hatta merdiven bile kullanmayan birinci kat sakini her ay asansör parası öder, bozulunca tamiratı için elinden geleni yapar, sakinliğini korur.&lt;br /&gt;İkili ilişkiler çok önemli Domatesya'da. Kafa kolu iyi bilecen. Adın çıkarsa boku yedin demektir. Sinema bileti dahi alacaksan araya adam koyman gerekebilir. &lt;br /&gt;Bazı yazılı kurallar ise çok önemlidir, uymayanı top ederler. Örneğin "halı silkeleme günü pazartesidir, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez"&lt;br /&gt;Herkes kendini dünyanın en önemli işini yaptığına inandırmıştır. Örneğin zabıtalar deterjanlı su konusunda çok titizdirler, dükkanın önünü yıkadıysan su birikmeyecek, gerekirse gidip logar kapağında nöbet tutulacak, suyun tahliyesi sağlanacak.&lt;br /&gt;Yazılı olmayan kurallar içinde "yaşlılar çok önemlidir, dedikleri kesin doğrudur, yangın çıkarsa ilk kurtarılacak onlardır" gibisinden bozlaklar, maniler ve gazeller vardır. Domatesya tıka basa doldurulmuş minibüse benzer felsefesi "geriye doğru ilerleyin, çok yer var daha" limitleri zorlama üzerine kurulmuştur&lt;br /&gt;Birileri gelir, dükkanın yanına çöp döker, zabıtalar çöpü beğenir, yorum yapmazlar. Çünkü kimin yazdığı belli olmayan kurallara göre nasılsa oraya çöp döken ibnedir değilse eşektir. Domatesya'ya temizlik İman'dan gelir&lt;br /&gt;Aslında herkes kendi gezegenini temizlese problem kalmaz. Şimdi ardı sıra herkes kendi musluğunu kendi takmalı diyorum. Madem öyle kör tapa da tüm söz veripte tutmayanlara girsin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-6811329422999033963?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/6811329422999033963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-three.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6811329422999033963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6811329422999033963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-three.html' title='part three'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1clQhIBGI/AAAAAAAAAEU/k-o3F-wRA9Y/s72-c/wall.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-6215695813482111093</id><published>2009-09-12T23:59:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T20:03:44.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part two</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1YqVkIEDI/AAAAAAAAAEM/3p5ACtzT0ts/s1600-h/domatesya.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 91px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1YqVkIEDI/AAAAAAAAAEM/3p5ACtzT0ts/s320/domatesya.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381054614144028722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bak şimdi oturup Troy Stetina çalışmak var. Bir de dizilerin olmadığı bir yerde yaşamak. Dikkat dağıtma, gerizekalılaştırma ve zaman çalma merasimlerinden ibaret saçmalıklar ki... Buradaki "ki" ayrı çünkü aidiyet eki değil&lt;br /&gt;Domatesya' da diziler izlenir... Hatta dizilerdeki karakterler gerçek bile zannedilir, biri dizide tecavüzcü oynasa sokakta linç edilir... Bunlar yüzünden gerçek sanatçılar ancak ölünce veya ölümünden yıllarca sonra anlaşılırlar... &lt;br /&gt;Gerçek sanatçı intihar eder Domatesya' da, köprüden atlar, maphus yatar, vatandaşlıktan atılır, dinsizlikle suçlanır...&lt;br /&gt;Ve ırmağın üzerindeki irili ufaklı köprülerden en ilginci "Dharma köprüsü" dür.Bu köprüden adı Hasan olanlar geçemez ki&lt;-- (yine o ki)&lt;br /&gt;Aç insanları doyurmak, yardımcı olmak şöyle dursun düşünmezler, "yiyip, içip, oynayıp, gülmekteyiz" gibi değişik IQ ötesi yapımlar vardır. Bu sırada bir başka yerlerde doymak bilmez maymunlar, halkın kutusunu açmakta, kuyusunu eşmekte ve geceleri de yeni kanunlar çıkarmaktadır...&lt;br /&gt;Genç nüfus genellikle işsizdir, çoğu eğitimlidir, bazıları da fen-edebiyatlıdır. Çocuklar kuşak çatışması yapmak üzere özellikle eğitilmezler. Yaşlılar hep haklıdır, her haklarında binbir çeşit küçük hak daha saklıdır...&lt;br /&gt;Vergi indiriminde son bilmem kaç gün, alın verin, rahat olun battı balık yan gider...&lt;br /&gt;Erkekseniz teker teker, dişiyseniz ikişer üçer gelin 550' nizin de ağzına bok koyacam. Sırayı bozmayın... Ampulle gelenler harem selama girmeyin acık samimi olun, Hem aranızdaki&lt;-- (farklı ki) 44+XY kromozom formülüne sahip olanların meclis sekreterleriyle yiyiştiğini biliyoruz, gizlemeyin... Yiyişin&lt;br /&gt;Sabah sabah salak bayan,sana diyorum; bir daha bu programa pentagram yıldızının anlamını bilmeyen ve satanizmle hippiliği aynı şey sanan insanları alma o kadar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-6215695813482111093?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/6215695813482111093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-two.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6215695813482111093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/6215695813482111093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-two.html' title='part two'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TpSL-zybX5g/Sq1YqVkIEDI/AAAAAAAAAEM/3p5ACtzT0ts/s72-c/domatesya.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-955528834510710618.post-2963750134184649075</id><published>2009-09-12T23:36:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T20:03:44.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlangıç'/><title type='text'>part one</title><content type='html'>Burdan başbakana sesleniyorum. Bir daha yalvarma oy için, önce yiyorsa seli durdur. &lt;br /&gt;Kısa programda konsantre deterjanla yıkadık bea, hani küresel ısınma duracaktı.Çamaşırlar temiz olmadı. &lt;br /&gt;Yine bu arada fırın, çamaşır makinası ve bulaşık makinalarının enleri standart olup 60 cm' dir, ayrıca bu şehirde oruç tutmayanların sayısı arttı ama ehliyet kursunda kimse yoktu. &lt;br /&gt;O reklam yanlış anlamammış; tıpkı visadaki elemanı gerçekten yürüme özürlü sanmamam gibi. Yani iki kişilik yorgan alana bir kişilik yorgan değil de, bir nevresim alana ikincisi bedava imiş. &lt;br /&gt;Tahliye suyunu boşaltmak lazım herhalde, kül renginin en koyu tonlarına sahip tül ve perdelerden sonra mutlak akıl etmek gerekirdi. Ama akıl kalmadı ki. &lt;br /&gt;İki kişilik yorgan 7 kg alan çamaşır makinalarına sığıyorken, tek kişilikler de 4,5 kg alan çamaşır makinalarına sığıyormuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/955528834510710618-2963750134184649075?l=domatesya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://domatesya.blogspot.com/feeds/2963750134184649075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-one.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2963750134184649075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/955528834510710618/posts/default/2963750134184649075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://domatesya.blogspot.com/2009/09/part-one.html' title='part one'/><author><name>ötenazi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16490721330398816207</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
